Fark etmez

Fark etmez
@Atmosphere
Bu ben değilim
Bir azize gibi, bedelini hiç hesaplamadan, elimde avucumda ne varsa hepsini vermiştim. Tek bir şey dışında hiçbir şey istememiştim, hiçbir şey: aşkın korumasına sığınmak. Kendimi yeniden bulmak, yitirdiğim benliğimi yeniden kazanmak. Küçük görülmeyen, aşağılanmayan, tersine saygın ve üstün tutulan, duyarak yaşayan birinsan olmak.
Reklam
Gözlerini belleğime kazıdım, elini elime aldım. Birbirine dokunan ellerimizin yarattığı duygu tuhaf, apansızdı. Bedenimi uzak ve derin bir hazla, anımsayabildiğim zamandan, bilincimin erişebildiği zamandan bile daha gerilere uzanan bir hazla titreten bir duyguydu bu. Bir yerlerimde hissedebiliyordum onu, varlığımın ben doğduğum zaman doğan, ama ben büyürken büyümeyen bir parçası gibi, bir zamanlar bildiğim, ama doğarken geride bıraktığım bir parçası gibi... Olabilecek, gene de hiç yaşanmamış her şeyin belli belirsiz bilinci gibi...
Savaş, kıtlık ya da salgın hastalık sonucu yaşamlarını yitiren şehitlerin ruhları için istekle dua ederken görürdüm onları. Başlarını yere eğip, korku ve etin dolgunlaştırdığı popolarını kaldıraraksecdeye varırlardı. "Yurtseverlik" sözcüğünü her andıklarında, aslında Allah'tan korkmadıklarını, kafalarındaki yurtseverlik kavramının yoksulun, zenginin toprağını, onların kendi topraklarını savunmak için ölmesi gerektiği anlamına geldiğini hemen anlardım, çünkü yoksulun toprağı yoktu.
Bütün bu hükümdarların erkek olduğunu keşfettim. Ortak yanları hırslı ve çarpık bir kişilik, paraya, cinselliğe ve sınırsız güce karşi doymak bilmez bir iştahtı. Dünyaya kötülük tohumlarını eken, halklarını talan eden erkeklerdi bunlar; kalın sesli, ikna yteneğine sahip, tatlı sözler seçip söyleyen, zehirli oklar atan erkeklerdi. Gerçek yüzleri, ancak ölümlerinden sonra ortaya çıkıyordu. Böylece tarihin aptalca bir inatçılıkla kendini tekrarladığını keşfettim.
Tüm bedenim bilinmeyen bir kaynaktan, varlığımın dışında tanımlanamaz bir noktadan gelen, çok uzak, genede bildik bir hazla sarsıldı. Bedenimin bir yerinde, dingin bir hazla başlayıp, dingin bir acıyla biten yumuşak nabız atışlarını hissedebiliyordum.Bir an dokunabilmek için tutmaya çalıştığım, fakat hava gibi, bir yanılsama, uçup giden ve yok olan bir düş gibi elimden kaçan bir şeydi bu. Uykumda, bu hazzı şu anda elimden kaçırıyormuşum gibi ağladım; sanki uzun süre önce değil de ilk kez yitirdiğim bir şeymiş gibi.
Reklam