Evlilikte negatif kontrol biçimlerinden biri de eşlerin habersiz olarak birbirlerini araştırmalarıdır. Örneğin eşlerin habersiz olarak birbirlerinin ceplerini karıştırmaları, cep telefonlarından aranan numaraları ve arayanları sorgulamaları tarzındaki girişimler, eşler arasında güven duygusunun ortadan kalkmasına neden olur.
Bu tür kontrol biçimleri ahlaki değildir. Bunun yerine açık sözlülüğü benimsemek, kaygılar ve şüpheler varsa bunları açıkça dile getirmek daha doğrudur.
"Evlilik öncesi gözünüzü dört açın, evlilikten sonra yarım aç.” diye bir söz vardır. Yani evlilik öncesi ince eleyip sık dokuyun, gerekirse ayrıntılara dikkat edin, karşınızda insanı iyi tanımaya çalışın. Fakat evlilikten sonra kusurları görmemeye gayret edin.
Oysa genelde bunun tersi yapılır. İki taraf da evlilik öncesi görüşmelerde birbirini üzmemek, kaybetmemek için bazı yönlerini saklar. Adayların gizleme ihtiyacı hissettiği özellikler, durumlar olabilir. Dolayısıyla birbirlerine açık davranmazlar. Sorunlar varsa görmezden gelinebilir. İşte bu gibi durumlarda, "Nasıl olsa evlendikten sonra bu problemleri çözeriz" diye düşünülür. Aslında evlilik öncesi iki taraf da her şeyi dobra dobra konuşabilmelidir. Her ne kadar bu bir risk olsa da ilerleyen dönemlerde daha büyük problemlerin önlenmesini sağlar.
Evlilikte, "Benim inandığım, benim yaptığım doğrudur ve herkes bana uymak zorundadır" anlayışı çok tehlikelidir. Bu, evlilik kurumunu çökerten bir mantalitedir. Bu anlayışa sahip olan bir insan, hangi kültürden gelmiş, hangi eğitimi almış olursa olsun o kişiyle çatışma yaşanması kaçınılmazdır.
Şayet yüzde yüz denklik bulunamıyorsa ki bu zaten çok zordur; en azından yüzde 70, yüzde 80 oranını yakalamaya çalışmak gerekmektedir. Ama burada temel bazı özellikler vardır ki - sadakat, dürüstlük, saygı ve sevgi gibi - evliliğin olmazsa olmazlarındandır. Bu hususlar bilinçli evlilikte çok önemlidir.