25 Nisan sabahında Mustafa Kemal'in 19. Tümeni, yarımadanın öbür tarafındaki Arıburnu noktasından beş mil uzakta Maydos yakınındaki Bigalı köyünde yedek olarak bekletiliyordu. Seddülbahir' den Arıburnu'na kadarki İtilaf güçlerinin öncü güçleriyle Albay Halil Sami komutasındaki 9. Tümen karşılaşmıştı. Daha kuzeydeki Bolayır Kıstağında bulunan Liman von Sanders, Saros Körfezinde şaşırtma manevralar yapan İtilaf gemilerinden gözlerini ayırmıyordu. Halil Sami, Mustafa Kemal'den Arıburnu noktasının doğusundaki tepeleri elde tutmaya yardım etmesi için derhal bir tabur göndermesini istedi. Mustafa Kemal süvarilerden ve Tümen Topçu Dağ Taburundan oluşan 57. Alayını sevk etti. Bu çarpışmayı anlatırken, bir tepeye tırmanıp arkadan gelen birliğini beklediği sırada 9. Tümenden geri çekilmekte olan askerlerle karşılaştığını söylüyor. Aralarında şöyle bir konuşma geçmiş:
"Niçin kaçıyorsunuz?" dedim.
"Efendim düşman!.." dediler.
"Nerede?" dedim.
"işte!" diyerek 261 rakımlı tepeyi gösterdiler. (Bu tepe Conkbayırı adıyla bilinen daha yüksek bir tepeye doğru gidiyordu). Hakikaten düşmanın bir avcı kuvveti 26 1 rakımlı tepeye yaklaşmış ve tam bir serbestlikle ileri doğru yürüyordu... Üstelik bana kendi askerlerimden daha yakındılar. Geriye çekilmekte olan askerlere dönüp konuşmak için beni neyin dürttüğünü bilmiyorum.
"Düşmandan kaçılmaz," dedim.
"Cephanemiz kalmadı," dediler.
"Cephaneniz yoksa, süngünüz var," dedim.
Ve bağırarak süngü taktırdım ve yere yatırdım... Onlar yere yatınca düşman askerleri de yattı. Kendimize zaman kazandık.