Burçin

Burçin
@Auroraflawless
Bookstagram: auroraflawless
10/10
·512 syf.·
2021 3. kitabı
Tek kelimeyle muhteşem bir klasikti. Beğenilerimi nasıl dile getirsem de söylediğim şeyler az kalır diye düşünüyorum. Ne desem tam anlatamam hissettiklerimi. Yazarın kalemi o kadar güzeldi ki, o kadar güzel tasvirler vardı ki sayfaların içinde... Sanki bu kitabı okumakla kalmamış, bir de yaşamıştım. Resmen bir film izlemişim gibi kitap her şeyiyle gözümün önünde canlandı. Kitabı okurken bitmesini hiç istemediğimi fark ettim. Bir yandan da sona yaklaştıkça sayfalar elimden hızlıca kayıverdi. Ah, Martin Eden... Bitmek bilmeyen çabası, her şeye karşı gösterdiği mücadelesi, özgün fikir ve düşünceleriyle ne pahasına olursa olsun kendi bildiği yolda yürümesi, idealistliği... Martin, beni her özelliğiyle kendisine hayran bıraktıran bir karakter oldu. Okurken Martin'in hep yanındaymış gibi, onunla konuşuyormuş, onunla düşünüyormuş gibi hissettim. Aklıma her gelişinde, suratımda buruk bir gülümsemenin belireceğine eminim. Toplumun en alt sınıfında yer alan Martin'in, üst sınıfta yer alıp üniversite okumuş bir kadına aşık olması ile maceramız başlıyor. Aşkına sadece üst sınıfa ulaştığı takdirde kavuşabileceğini düşündüğü için, para kazanıp üst sınıfta yer alabilmek uğruna yazar olmaya karar veriyor. Tabii bu düşüncesi tamamen doğru, çünkü o dönemde toplumsal sınıf ayrımları mevcut. Sonra Martin başlıyor bir yandan delice kitap okuyarak kendini geliştirip bir yandan da bir şeyler karalamaya. Aşk uğruna ilerlemeye çalıştığı bu yolda birtakım sıkıntılar yaşıyor. Bu arada kitabı okurken şunu fark ettim ki, üst sınıflardan, yani sadece parası ve ünüyle tanınmış insanların her şeyine saygı duyulduğu ve hatta yüceltildiği o dönem ile şuan yaşadığımız dönemin arasında pek fark olmadığını düşünüyorum. Kitaptan bir sürü ders çıkarabilir, sayfalarda kendinizi bulabilirsiniz. Martin
Martin EdenJack London · Lilith Yayınevi · 2019135,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·444 syf.·
2020 12. kitabı
Yine bir solukta okuyup bitirdiğim bir kitap... Her ne kadar kitabın sonuna kadar kitabın ana karakteri olan Aslı'ya sövsem de hiç kin tutamadım ona. Farklı düşünceleri vardı ve sanırım buna saygı duydum. Murat'ı ise çok sevdim. Murat'ın romantikliği, düşünceliliği, sadıklığı ve daha bir sürü özelliği... Güzel adamdı. Kitabın içindeki şiirler de birbirinden güzeldi. Sonunu farklı şekilde hayal etmiş olsam da öyle olmadı. Biraz klişe bir sondu. Velhasıl kelâm her şeye rağmen gayet güzel ve unutamayacağım bir kitaptı.
Yüreğim Seni Çok SevdiCanan Tan · Doğan Kitap · 201638,7bin okunma
8/10
·312 syf.·
2020 3. kitabı
Öncelikle kitapta bir aşk üçgeni dönmekte. Ana karakterimiz Kailey ve bir yanda evlenmek üzere olduğu -nişanlısı- Ryan var. Ah, bir de 10 yıl önce hiçbir şey söylemeden çekip giden ilk aşkı Cade. Aradan 10 yıl geçtikten sonra tesadüfen karşılaşıyorlar ve o hâli, onu tanıdığı ilk halinden tamamen bağımsız. Cade evsiz, sokaklarda yaşayan, yoksul, hafızası silinmiş ve tanınmayacak hale gelmiş. Kailey onu gözlerinden hemen tanıyor. Emin olmak için eskiden birlikte yaptırdıkları dövmeye bakıyor ve böylece o olduğundan emin oluyor. Kendi adını bile hatırlamayan Cade'e bunca yıl neler olduğunu anlamak için araştırma yapmaya başlıyor. Sarah Jio'nun tarzını hep sevmişimdir. Bir Böğürtlen Kışı, Mart Menekşeleri vs. gibi olmasa da bu kitabının da akıcı olduğunu düşünüyorum. Ben kitap okurken genelde çoğu karakterle empati kurmaya çalışıyorum. Açıkçası empati kurarken bütün karakterler adına üzüldüm. Eğer fırsatınız olur da bu kitabı okursanız zaten ne demek istediğimi anlarsınız. Kitabın önünde yazan “Gerçek aşka ve mutlu sonlara inanmıştık” sözünden ötürü sonunu az çok tahmin etmiştim. Sonu beni pek tatmin etmedi ama güzeldi. Beni diğer eserleri kadar büyülemese de ben kitabı sevdim. Kimisi sever kimisi sevmez, orası okura kalmış. Sonuç olarak zevkler ve renkler tartışılmaz. Yine de konusu ilginizi çektiyse okuyun derim ☺
Yeşil Deniz KabuğuSarah Jio · Pena Yayınları · 201513bin okunma