Serkan Dağlı

Serkan Dağlı
@Author17
Faşizm ile özgürlük arasında sıkışıp kalmış en büyük eylem gülümsemektir. Çünkü iki kavram arasında geçen mücadeledeki en etkili silah şüphesiz mizahtır. Serkan Dağlı
Unvan: Yazar
Ön lisans: T.C. Selçuk Üniversitesi / Konya Fakülte: Akören Ali Rıza Ercan MYO Bölüm: Muhasebe Ve Vergi Uygulamaları Lisans: T.C. Anadolu Üniversitesi / Eskişehir Fakülte: İşletme Fakültesi Bölüm: İşletme
İstanbul / Türkiye
Biga / Çanakkale
68 okur puanı
Haziran 2023 tarihinde katıldı
2013'ün Baharını ve Börtü-Böcekleri Hatırla
Cumhuriyet Anıtı ve Huzur Kültür Merkezi binasına asılan Sosyalizm bayrakları, direniş pankartları ve dönemin devrimci gençlerinin fotoğraflarıyla süslenmişti. Tüm bu şeyler geçmişle bugün arasına sıkışmış dramın ruhunu yansıtıyordu. Ayrıca Özgürlük Caddesi’nin ve sokaklarında birbirine bakan binaların duvarları, Işık ve Aydınlık Partisi (IAP) hükümeti, Büyük Önder ve polis aleyhine müthiş esprili yazılarla doluydu. Aslında gençlerin mizah anlayışı her yerdeydi. Sokaklardaki esprili duvar yazıları ve pankartlar şöyleydi: “Tanrı, ışıktan önce ampulü yarattı. Ama o bile pişman!” “Geleneksel gaz festivaline hoş geldiniz.” “3-5 ağaç bak sana neler yapıyor.” “Hiçbir parti altında direnmiyoruz. Biz halkız.” “Anlat Önder anlat heyecanlı oluyor.” “Bu gaz bir harika dostum.” “Hey, polis simit sat onurlu yaşa!” “Biberi bal eyledik. Meydanları dar eyledik.” “Gaz yemeyene kız yok.” “İki Kıtalı Şehir için isyan vakti!” “Tanrı’yı seven defansa gelsin. JAMİIRYO” “Gazın mı bitti abisi!” “Biber gazı sıkmanıza gerek yoktu bayım, zaten yeterince duygusal çocuklarız!” “Polis kardeş, gerçekten gözlerimi yaşartıyorsun.” “Hey, polis bey çirkin olduğunuz kadar küstahsınız da!” “Beşinci günün şafağında doğuya bakın. (Gelir mi gelir?) Belki de!” “Haberim yokmuş gibi sık kanka!” “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, sil gözyaşlarını!” “Ay, resmen devrim!” “Polis yaktı, halk söndürdü.” “Ah, dur yapma! Şimdi polis çağıracağım.” “Halk Direniş Şehir Tankı ile günlerce beraberiz. Ciddi düşünüyoruz. ” “Fikirlere biber gazı işlemez.” “İmdat Polis! Neyse sen meşgulsün sanırım.” “Burada pasif direniş vardır.” “Özgürlük partimize tüm halk davetlidir. Hem de pilavlı!” “3-5 Ağaç için savaşmak 5 torba kömürden iyidir.” “Şimdi ne yazacağımı bulamadım. Ama sen anla
Sayfa 177 - ALTINCI BÖLÜM İKİ GÜNLÜK ÖZGÜRLÜK - DEVRİMİN BİRİNCİ GÜNÜ
Kitap Alıntısı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yarımada Cumhuriyeti
Öğle vaktinde polis müdahaleleri nispeten zayıflamıştı. Çünkü gençlerin etrafı daha çok kalabalıklaşan bir topluluk haline gelmişti. Bu grup Huzur Park'a doğru ilerlerken dudaklarından tek bir slogan döküldü. “Her yer demokrasi, her yer polis!” “Her yer direniş, her yer özgürlük!” Huzur Park’a doğru yürürken bu slogan coşkuyla tek bir ağızdan, tek bir yürekten çıkıyordu. O sırada, tüm insani duygu-lardan arındırılmış olan Orantılı Polis Teşkilatına ait acımasız RoboCobs kalkanlarıyla, coplarıyla ve biber gazlarıyla uzak bir mesafeden konumlarını koruyarak Büyük Önder’e başkaldıran isyancı göstericileri tüm dikkat izliyorlardı. İkinci bir emre kadar bekleyişlerini öylece sürdüreceklere benziyordu. Aylar önce bazı bağımsız gazetelerde çıkan RoboCops projesi haberleri herkes tarafından gülünç bulunmuştu. Aşağılık muhaliflerin asılsız iddiaları o kadar komikti ki başı kesilmiş bir tavuğun şuursuzca etrafta koşturmacasına benzetmişlerdi. Belli ki bu proje IAP İktidarı ile Orantılı Polis Teşkilatı ile gizli ellerle yürütülen büyük proje bu olmalıydı. O gün gazetelerde çıkan haberdeki polislerin tarifine de oldukça uyuyor izlemini veri-yordu. Bu polisler giyindikleri koruyucu giysilerin içinde bir insana benzeseler de insani duyguları ve muhakeme kabiliyetleri yoktu. Acımasız ve gaddardılar. Felsefi bir düşünceye, özgür bir iradeye sahip değildiler. RoboCobs'un yalnızca iki görev tanımı vardı. • Kendilerine verilen emirleri koşulsuz ve başarılı bir şekilde yerine getirmek. • Yarımada Cumhuriyeti İktidarını cebren ortadan kal-dırmaya ve engellemeye yönelik bütün teşebbüslere karşı en sert biçimde müdahale edip her ne pahasına olursa olsun, protestocuların, isyancı grupların faaliyetlerini durdurmaktı.
Sayfa 88 - DÖRDÜNCÜ BÖLÜM - GENÇLİĞİN KARARLI TUTUMU
Kitap Alıntısı
Keyifli saatler
Özgür ve Umut Park Meydanı’ndaki etkinliklerin son saatlerinde tanıştıkları Erkan adlı bir gençle kurdukları iletişim o kadar iyiydi ki çok kısa sürede arkadaş olmuşlardı. Devrim Yolu’ndaki Devrim Market’in karşısında bulunan ahşap bankın biraz ötesindeki çimenlik alana öylece yayılıp oturmuşlar karton bardaklardaki çay ve kahvelerini keyifle yudumlarken, koyu bir sohbete dalıp gitmişlerdi. Sohbetin konusu tabi ki de devrimden önce yaşanan malum olaylara dair hikâyelerdi. Özgür ve Umut sırasıyla direnişe dair yaşadıkları bazı hikâyeler anlatmasının ardından Özgür, “Anlat bakalım Erkan senin hikâyen nedir?” diye sordu. “Demokrasi Huzur Park Eylemleri henüz başlamamıştı. Ben, uzun bir süre Özgürlük Caddesi’nde barlardan biri olan Eyvallah Pub’da çalışıyordum. Ortam bayağı güzeldi ve gayet iyi de para kazanıyordum. Ama eylemler başladığında her şey değişti.” dediğinde Umut bir anda araya girerek, “Eyvallah Pub, Ayyaş Cafe & Bar’ın arka sokağında yer alan eksantrik bir dekora sahip mekân değil miydi?” diye sordu. “Evet evet, orası” dedi Erkan bir gülümseme edasıyla!
Sayfa 187 - Altıncı Bölüm
Kitap Alıntısı
Ayyaş Cafe & Bar
İki arkadaş meydana tekrar geri dönme telaşı içinde yürürken, Ayyaş Cafe & Bar’ın önünden geçtikleri sırada heyecanla Özgür şöyle dedi: “Hadi, dostum! Birer tane bira içelim. Uzun zamandır buraya malum olaylardan dolayı gelemiyoruz zaten. Biliyorsun.” Gülümseyerek, “İyi tamam!” dedi Umut. Bara girmelerinin ardından oldukça uzun bir zaman geçmişti. Barın kapısından sallana sallana çıkarlarken, “Hani birer tane bira içecektik. Şuraya bak! Ayakta zor duruyorsun.” “Sen, kendine bak!” dedi Özgür Kahkaha atarak. Umut, “Tamam tamam! Hadi çadırımıza geri dönelim.” “Ne çadırı ya?” dedi “Etkinlikler vardı?” “Evet, vardı ama umarım etkinliklerin sonuna yetişiriz. Sana dedim son birayı içmeyelim diye! Ama dinleyen mi var?” “Eee, boş ver dostum! Bugün devrim günü! Sanki her gün devrim oluyor. Kadehlerimizi tokuşturmamız gerekiyordu.” “Aslında evet!” dedi ve “Haklısın” diye ekledi Umut... Kol kola girmiş iki ayyaş Özgürlük Caddesi’nin tramvay yolunda uzayıp giden rayların iki ayrı ucunu takip etmeye çalışsa-lar da bu zor bir işti. Bu durumu çok da fazla üstelemeden meydana doğru sallanarak yürümeye başladılar.
Sayfa 182 - Altıncı Bölüm
Kitap Alıntısı
Düşlerdeki Güzellik
Öğle vaktini birkaç saat geçmişti. Özgür, meydandaki tramvay durağının karşısındaki dükkânlardan birine girip iki paket sigara alıp Huzur Park’a geri döndüğünde Umut’u çadırın başucunda çimlerde oturmuş derin düşünceli bir halde buldu. “Daha önce görülmemiş bir güzellik Demokrasi Meydanı, Cumhuriyet Anıtı, Güven, Barış, Kültür ve Özgürlük Caddelerini kuşatmıştı. Sanki harika genç bir kadının tüm güzelliğinin ışıltısı her yeri kaplamıştı. Beyaz tenli masum yüzündeki hüzünlü bakışlarının ardına gizlenmiş tatlı gülümsemesi belirirken her bir sokağı selamlıyordu. Dalgalı kızıl saçları da tüm Huzur Park’ı sarmıştı. Hele parıldayan o koyu yeşil parlak gözleri çok güzeldi ama ince zarif kaşlarında başka bir güzellik vardı. Öyle bir büyünün içinde kayboluyordu ki insan hangisinin daha güzel olduğunu ayırt edemiyordu. Ancak bu kayıp, korkunç biber gazının içinde kaybolması gibi bir şey değildi. Her bir insanın hayallerinde düşlediği o şeyin güzelliği içinde keşfedilmemiş âlemlerde kaybolması gibiydi. O güzelliğe vardığınız an sizi bekleyen o şeyin özgürlük olduğunu anlarsınız. Ancak daha önce bilmediğiniz, kavrayamadığınız o şeyle karşılaştığında ne yapacağınızı bilemezsiniz. O şeyi anladığınızı sandığın an düşten uyanır ve kendi gerçekliğinizle baş başa kalmanız uzun sürmez.” Umut, bu derin düşüncelere dalmışken arkadaşının sesiyle kendine geldi. “Bir yerlere dalıp gitmişsin öyle. Ne düşünüyorsun? dedi Özgür merakla!
Sayfa 174 - Altıncı Bölüm - Devrimin Birinci Günü
Kitap Alıntısı