Serkan Dağlı

Serkan Dağlı
@Author17
Faşizm ile özgürlük arasında sıkışıp kalmış en büyük eylem gülümsemektir. Çünkü iki kavram arasında geçen mücadeledeki en etkili silah şüphesiz mizahtır. Serkan Dağlı
Unvan: Yazar
Ön lisans: T.C. Selçuk Üniversitesi / Konya Fakülte: Akören Ali Rıza Ercan MYO Bölüm: Muhasebe Ve Vergi Uygulamaları Lisans: T.C. Anadolu Üniversitesi / Eskişehir Fakülte: İşletme Fakültesi Bölüm: İşletme
İstanbul / Türkiye
Biga / Çanakkale
68 okur puanı
Haziran 2023 tarihinde katıldı
Özgür Düşüncelerin Mücadelesi
Evet, herkesin korktuğu bir şey vardır. Faşistlerin en korktuğu şey ise, daima “özgür irade” olmuştur. Serkan Dağlı
Arka kapak..
Kitap Alıntısı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İki Günlük Devrim
Faşizm ile özgürlük arasında sıkışıp kalmış en büyük eylem gülümsemektir. Çünkü iki kavram arasında geçen mücadeledeki en etkili silah şüphesiz mizahtır. Serkan Dağlı
Sayfa 1 - Giriş sayfası
Kitap Alıntısı
Özgür Düşüncelerin Mücadelesi
Dolayısıyla, değişmeyen tek şeyin zihniyet olduğu görülüyor. Pekâlâ, seçilmişlerin arasından bir politikacı seçme tercihi tanınan bir sistemde, halkın tercihinin elbette ahlaklı ve dürüst siyasetçilerin olmasının yanı sıra adaletli ve demokrat bir yönetim anlayışı içinde halkın refah düzeyinin yükseltecek politikacılar olması beklenir. Zaten hiç kimse sepetten çürük elma seçmek istemez. Fakat halkın seçimlerindeki tercihlerinin tarih boyunca ısrarla çürük elmalar olduğu görülüyor. Dolayısıyla politikacıların da dini söylemlerini kendi siyasi menfaatleri adına devam ettirdikleri görülür. Öte yandan halk neden dini söylemlerden vazgeçmeyen politikacılara ihtiyaç duyar? Halbuki bu işi yapan birçok din görevlisi varken, aynı zamanda Tanrı ile kul arasındaki bir mesele için insan birçok aracı kuruma neden başvurma ihtiyacı hisseder? Özellikle bu bağlamda politikacılara olan başvuruların daima zihinsel yıkımla sonuçlanmasının kaçınılmaz bir son olduğu gerçeğini göremezler.
Sayfa 110 - Özgürlük şarkıları....
Kitap Alıntısı
İki Günlük Devrim
İki Kıtalı Şehir’in bir tarafında acıların, gözyaşların, sevinçlerin ve mutlulukların hiç eksik olmadığı, iki kardeş kıtanın en görkemli meydanından biri olan Demokrasi Meydanı’nda yer alan cumhuriyeti, özgürlüğü simgeleyen figürlerini üzerinde gururla taşıyan anıtın etrafını dört koldan beton binalarla, caddelerle çevrilmişti. Bu beton binalar ile caddelerin arasına sıkıştırılan alanda, bir çırpıda sayılabilecek kadar ağaç barındıran görkemli Huzur Park Meydanı’nda şehrin çeşitli bölgelerinde yaşamlarını sürdüren tüm hayvanlar güzel bir bahar sabahında toplanmışlardı. Martılar, güvercinler, kumrular, serçeler, kargalar, leylekler, kediler ve köpekler ile birlikte parkta ağaç dallarının üzerinde, ağaç köklerinin altında yaşamlarını sürdüren börtü böcekler! Ancak diğer hayvanlar gibi konuşma kabiliyeti olmayan börtü böceklerin Huzur Park Meydanı’nda toplanan diğer hayvanların çevresinde sessizce bekleyerek olan biteni anlamaya çalışıyorlardı. Park meydanına gruplar halinde toplanan hayvanların içinden ilk söz alan parlak siyah renkte olan bir kargaydı. Aslında tüm kargalar aynı renkte olup, parlak siyah bir renge sahipti. Ancak bu karganın diğer kargalardan ayıran özelliği, parlak siyah renkleri değildi elbet!
Sayfa 11 - Huzur Park Meydanı’nda toplanan hayvanlar...
Kitap Alıntısı
GÖLGELERİN İÇİNDEKİ SESSİZLİK
Tekerlekli sedyeye sımsıkı bağlanmış olan adam, Berkant ve Burcu’nun yanından geçerken tedirginlikle ona bakıyorlardı. Adam beklenmedik bir anda son derece korkutucu ve iğrenç bir şekilde güldü ve sinir bozucu bir şekilde şöyle bağırıp çağırmaya başladı: ‘’Lanet olası herifler, bırakın beni. Ben başkanım. Ben, Türkiye’nin Başkan’ıyım. Beni derhal serbest bırakın.’’ Bunun üzerine tekerlekli sedyenin yanında yürüyen gri üniformalı adam, yatağa sımsıkı bağlanmış akıl hastasının çığlıkları ve korkutucu mücadelesi karşısında yüzünü buruşturarak, kendi kendine son derece alçak bir sesle şöyle mırıldandı: ‘’Elbette öylesin, manyak herif! Endişelenme, seni Parlamento’ya götürüyoruz işte.’’
Sayfa 176 - Parlamento’ya yolculuğu..
Kitap Alıntısı