Çırpınmalarla bu bedeni sarsan fırtına, giderek azalan şimşeklerle onu aydınlatıyor ve Tarrou bu fırtınanın içinde sürüklenip gidiyordu. Rieux’nün karşısında artık kımıldamayan, gülümsemesi kaybolmuş bir maskeden başka bir şey yoktu. Ona bu kadar yakın olmuş, şimdi mızrak darbeleriyle delik deşik, insanüstü bir acıyla kavrulan, gökyüzünün tüm nefret rüzgârlarıyla kıvranan insan görüntüsü, Rieux’nün gözünde vebanın suları altında kalıyor ve bu batma karşısında elinden hiçbir şey gelmiyordu. Kendisiyse eli boş, yüreği burulmuş, bir kez daha bu felakete karşı savunmasız ve çaresiz, kıyıda durup bakıyordu. Ve sonunda, Rieux’nün, birden duvara dönerek sanki içinde bir yerlerden yaşamsal bir tel kopuyormuşçasına derin bir iniltiyle can veren Tarrou’yu görmesini engelleyen, çaresizlik gözyaşları oldu.