Dümdüz sevip sevilmeyi unuttuk. Herkes bir taktik peşinde. Kim daha az belli ederse güçlü sanılıyor, kim duygusunu açık ederse zayıfmış gibi görülüyor. Oysa sevgi böyle bir şey değildi. İnsan sevdi mi, içinden geldiği gibi severdi. Şimdi herkes kendini koruma halinde. Fazla gülmeyeyim, fazla aramayım, fazla sahiplenmeyeyim... Hep bir ölçü, hep bir fren. Kalbimizi sakladıkça güvende olacağımızı sandık. Ama unuttuğumuz bir şey var: Sevgi saklanınca bir anlamı kalmıyor.Dümdüz sevmeyi özledik ya. Aklına gelince söylemek. Özleyince aramak. Kırılınca susup içine atmak yerine konuşmak. Rol yapmadan, hesap yapmadan ben seni önemsiyorum diyebilmek. Bunun zayıflıkla ne ilgisi var?
Belki de çok kırıldık. O yüzden böyleyiz. Ama her kırılma bizi daha mesafeli yapmak zorunda değil. Biraz cesaret, biraz samimiyet... İnsan en çok sade olana güveniyor zaten. Abartısız bir ilgiye, gösterişsiz bir şefkate. Sevgi oyun kaldırmaz. İçtenlik ister. Ve hâlâ mümkün, inan. Birinin karşısında maskesiz durabilmek, olduğu gibi sevmek ve olduğu gibi sevilmek... En zor görünen ama en insani olan şey bu.
# evedönerinsanhep#