Bu kitap... öyle kolay kolay anlatılacak bir şey değil. Celladıma Gülümserken sadece şiir değil bence. Bir iç hesaplaşma, bir başkaldırı, bir kabullenme, bir inkâr... Hepsi bir arada ve hiçbir duygu tam olarak yalnız değil. Her dizede bir yük, her kelimede bir iz var.
İsmet Özel'in dili çok net ama bir o kadar da yoğun.Bazen tek bir mısra bir sayfalık duygu taşıyor.Bazı yerlerde durup düşünmeden devam edemedim.Çünkü o dizeler, öyle rastgele söylenmiş şeyler değil.
Yaşanmış, düşünülmüş, içinden defalarca geçilmiş gibi. Ve ben okurken kendimi, onun kelimelerinin içinde yürürken buldum. Yavaş, dikkatli ve biraz da kırık.
"Celladıma gülümserken" diyor ya... İşte orada kalbim sıkıştı biraz.Bir insan ne zaman celladına gülümser?Belki teslim olduğu için, belki umursamadığı için, belki de artık korkmadığı için.Bu dizeyle ben de yüzleştim: bazen en büyük direnç, sessiz kabulleniş oluyor.Özel'in dünyası kolay bir dünya değil.Ama gerçek.Süs yok, gösteriş yok.Sadece içimizde de olan o yorgunluk, o kırgınlık, o direnme arzusu var.
Bu kitabı okurken bir yerde sadece okuyucu olmadım; Sanki onunla aynı karanlıkta oturdum, aynı ışığı aradım. Belki bulamadım ama onun ne demek istediğini hissettim.
Celladıma Gülümserken, benim için bir şiir kitabından çok daha fazlasıydı. Kendi acımı, kendi kabullenişimi, kendi çırpınışımı buldum içinde. Ve fark ettim ki, bazen gülümsemek bile bir başkaldırı olabiliyor