Birey kendini, kendi güçlerinin ve iç zenginliğinin fiili taşıyıcısı olarak değil, canlı varlığını uydurmaya çaliştiği kendisi dışındaki güçlere bağımlı fakirleşmiş bir “nesne” olarak hisseder. İnsan, kendisine yabancılaştırılır ve kendi yaptığı işlerin önünde diz çöker. Kendi ürettiği nesnelerin önünde, devletin önünde ve kendi yarattığı liderlerin önünde diz çöker.
Eleştirel düşünce çok azdır, gerçek duygular çok azdır, böylece bireyi, yalnızlıktan ve kaybolmuşluğun dayanılmaz duygusundan ancak diğerlerine uyum sağlamak kurtarabilir.
Bir insanoğlu olarak insanlara sesleniyorum: insanlığınızı hatırlayın, gerisini unutun. Eğer bunu yapabilirseniz yeni bir Cennet’in yolu açılır; yapamazsanız, önünüzde ölümden başka bir şey bulunmaz.