Açıkçası bu öyküleri okurken kendimi bir anda kamp ateşi başında, arkadaşlarıma korku hikâyeler anlatıyormuş gibi hissettim. Her biri gizemle örülü ama asıl çarpıcı olan şey, lanetli ruhların çizimlerinde ve ortaya çıktıkları anlarda yaşanan o ani dehşet hissi. Çizimler gerçekten inanılmaz, rahatsız edici derecede iyi ve akılda kalıcı.
En çok etkilendiğim hikâyeler kesinlikle “mezar” ve “sahil” hikayeleri oldu. Bu hikayelerin hem atmosferi hem de yarattığı huzursuzluk hissi diğerlerinden bir tık daha derine işliyor. Okurken sadece bir okur gibi kalmıyorsunuz sanki olayların içinde, ipuçlarını takip eden bir dedektif gibi hissediyorsunuz. Bu da hikâyeleri daha sürükleyici ve kişisel kılıyor.
Öykülerin akışı özellikle dikkat çekici. Sanki hiç bitmeyecek bir lanet döngüsünün içindesiniz, olaylar sona erse bile geride bıraktığı izler kolay kolay silinmiyor. Bu belirsizlik ve devam ediyormuş hissi, insanı sürekli tetikte tutuyor. Ve bu, anlatımın ne kadar etkileyici olduğunun en büyük göstergesi.
Kısacası, hem ürperten hem de etkileyen, okuduktan sonra zihinde uzun süre yankı bırakan bir deneyimdi.