"– Efendim, sizi yordum ama, yine çok mühim bir soru soracağım. Cevaplarınızın bütün milliyetçi gençlere yön vereceğine inanarak… Türk dilinin sadeleştirilmesinin sınırı ve prensipleri ne olmalıdır?
– Türk dilinin sâdeleştirilmesinde şu prensipler hâkim olmalıdır;
a) Terimlerde Türk kök ve ekleriyle kelime türetmek
b) Yazı dilinde Türkçe kelimeleri tercih etmek
c) Türkçe olmayıp da kullanmaya mecbur olduğumuz kelimelerden Türk fonetiğine uygun olanları seçmek
ç) Lüzum yokken yabancı kelime kullanmaktan şiddetle kaçınmak
d) Kelime türetir veyâ tercih ederken Türk dili zevkini kollamak.
– Bu hususları biraz ve lütfen açar mısınız?
– Terimler yalnız derslerde ve ihtisas sâhipleri arasında kullanılacağı için bunların kabulünde güçlük yoktur. Nitekim bugünkü öğrenciler matematik, hendese, biyoloji terimlerinin çoğunu Türkçe olarak kullanmaya alışmışlar ve çevrelerini de alıştırmışlardır. Artık bizim neslimiz de, ‘zarp’, ‘taksim’, ‘yekûn’ yerine ‘çarpma’, ‘bölme’ ve ‘toplam’ kelimelerine ısınmıştır. Yalnız, vaktiyle bu terimler alınırken lüzumsuz yanlışlar yapılmış, meselâ ‘zaviye’ ve ‘müselles’ yerine ‘açı’ ve ‘üçken’ diye güzel Türkçe karşılıklar bulunduğu hâlde ‘murabbâ’ yerine Fransızca’dan ‘kare’ alınmıştır. Kare kelimesinin ilk hecesi kalın, ikincisi ince olduğu için dilimizin ses uyumu kânununa aykırı düşmektedir. Bundan başka bunun Türkçe karşılığı Türkistan Türklerinde ‘törtkül’ olarak kullanılmaktadır. Bu kelimenin Batı Türklerindeki şekli ‘dördül’dür. Terim koymak için gerçek dilcilerden meydana gelmiş bir terim kurulu olsaydı da bunlar kelime türetselerdi, dilimiz daha zengin ve daha millî olurdu. Aynı dert bugün de vardır:
Bilim ve teknik bakımından her gün birçok terimler icad olunmakta ve bunlar ister istemez halk diline girmektedir. Bu