A.Ş

Beklentiyi Karşılamayan Bir Kurgu Denemesi
Puan vermedi·416 syf.··
2025 5. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2025 16:37
Hava koşulları yüzünden başka bir şehre mecburi iniş yapan Tokyo uçağının yolcularının büyük kısmı otellere yerleştirilir, ama on üç yolcu yer sıkıntısından dolayı havaalanında sabahlamak zorunda kalır.Hiç tanımadıkları bir grup insanla kapalı bir alanda mahsur kalındığında uyumak pek mantıklı bir fikir olmadığı için ve zamanın geçmesini sağlamak için içlerinden biri ortaya on üç kişinin her birisinin bir hikâye anlatarak vakitin geçmesini amaçlarlar ... Başlangıçta oldukça ilgi çekici bir fikre sahip olan *Tokyo Uçuşu İptal*, farklı hayatların bir noktada kesişebileceği fikriyle heyecan yaratıyor. Ancak kurgu ne kadar güzel düşünülmüş olsa da, hikâyelerin derinliği ve bağları ne yazık ki tatmin etmiyor. Kitapta yer alan karakterlerin yaşadıkları olaylar çoğu zaman havada kalıyor, bazı öyküler bir anlam bütünlüğünden uzak, bazıları ise ani ve mantıksız sonlarla bitiyor. Okuyucunun beklediği duygusal bağ kurma ya da "vay be" dedirtecek bir çözülme ne yazık ki gerçekleşmiyor. Yazarın dilini sade ve akıcı bulsam da, hikâyelerin genelinde bir acelecilik ve kopukluk hissediliyor. Sanki güzel bir fikir aceleye gelmiş ve derinleştirilmeden yazılmış. Okurken bazı bölümler "neden anlatıldı?" sorusunu sorduruyor. Sonuç olarak; *Tokyo Uçuşu İptal*, iyi bir fikirle yola çıkılmış ancak yeterince işlenmemiş ,aylarca elimde kalan ve sadece bitirmek amaçlı okuyabildiğim bir kitap olarak rafımda yerini aldı.... Beklentilerimin altında kaldığını üzülerek söylemeliyim.
1000k
Tokyo Uçuşu İptalRana Dasgupta · Metis Yayıncılık · 2016116 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kader, Kimlik ve Yalnızlığın İzinde
Puan vermedi·112 syf.··
2025 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2025 00:35
Layla Martínez’in *Tahta Kurdu* nu okurken hep zihnimde Yüzyıllık Yalnızlık 'ın sesini duyuyor gibi hissettim ,bu yüzden beraber ele almak istedim. Layla Martínez’in *Tahta Kurdu* ve Gabriel García Márquez’in *Yüzyıllık Yalnızlık* kitaplarını okurken, iki farklı coğrafyada geçen ama iç içe geçmiş duygularla örülü hikâyelere tanıklık ettim. İkisi de sadece karakterlerin değil, kuşakların taşıdığı yalnızlıkları, kaderi, sınıf farklarını ve kimlik arayışlarını derinlemesine işliyor. *Tahta Kurdu* daha içe kapanık bir hikâye gibi. Terk edilmiş bir ev, orada yaşayan bir kadın ve geçmişin susmayan sesi… Kadın hem eşyaların arasında hem kendi zihninde sıkışmış. Bence bu, sadece bir evin değil, toplumsal sınıf farklarının, kadın olmanın, görmezden gelinmişliğin de metaforu. Kadın, hem kendi kimliğini hem de anlam arayışını bu karanlık, sessiz evde sürdürüyor. Kader, burada neredeyse değiştirilemeyen bir ağırlık gibi. *Yüzyıllık Yalnızlık* ise daha geniş bir çerçeveden bakıyor. Aileler, kuşaklar boyunca aynı döngüleri yaşıyor. Sanki ne yaparlarsa yapsınlar yazgılarından kaçamıyorlar. Burada da bir kimlik arayışı var ama bireylerden çok tüm bir toplumun kimliğiyle ilgili. Macondo’daki sınıf farkları, dış dünya ile kurulan zayıf bağlar, her şeyi daha da belirleyici kılıyor. Her iki kitap da kaderin insan hayatındaki yerini sorgulatıyor. Seçebiliyor muyuz? Yoksa sadece yazılmış olanı mı yaşıyoruz? Aynı zamanda hem toplumsal rollerle hem içsel boşluklarla baş etmeye çalışan karakterler, bize her şeyin dışarıdan göründüğü kadar net olmadığını hatırlatıyor. Kısacası, iki roman da görünmeyen yüklerin, bastırılmış seslerin, çaresiz kaderlerin hikâyesi. Farklı yollarla olsa da her biri bize “sen kimsin, nereye aitsin?” sorusunu tekrar tekrar sorduruyor.
1000k
Tahta KurduLayla Martínez · Yan Pasaj Yayınevi · 2023367 okunma
İçimizdeki Tatar Çölü'ne ..
Puan vermedi·232 syf.··
2025 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2025 01:04
Tatar Çölü; kısa bir görev umuduyla gittiği çölden bir türlü dönemeyen, oradaki hayatın sıradanlığı içinde kaybolmayı kanıksayan Teğmen Drogo’nun öyküsü. Başlangıçta, en kısa sürede döneceğini düşünmesine rağmen gerekli adımı atmaya bir türlü yeltenemediği için bu süre uzuyor. Hep bir şeyleri bekliyor ve dört aylık olacağını düşündüğü görev süresi bir ömre uzuyor. Ara sıra geride bıraktığı her şeyin değişmiş olduğu evini ziyaret ediyor. Annesi ve kız arkadaşı bile zamanla değişiyorlar. Ama Drogo için her şey aynı. Askeri birliktekilerin Bastiani Kalesi’nden çölün uzaklarına baktıklarında ancak dürbünle görebildikleri ya da göremeyip benzettikleri, hareket ediyor olmasını hayal ettikleri bir düşman var. Bu hem Drogo’nun beklediği düşman, hem de onu kaleye bağlayan bir bakıma hapseden unsur. Yıllar; saldıracak düşmana karşı kaleyi korumak amacıyla geçiyor. Öyle ki bu düşmanın saldırması romanın kahramanı için istekle beklenen bir olay haline geliyor. Başlangıçta hayatın tekdüzeliğini aşmak, işe yaramanın vereceği mutluluk için daha sonra boşa beklememiş olmak için bekliyor Drogo. Çok daha sonra bu duyguları da unutuyor, sadece bekliyor. Çöl, kale ve pelerin eserdeki önemli simgeler. Kale Drogo’nun kendi iç dünyasının takıntılarını simgeliyor; Oradan çıkma cesaretini gösteremiyor, atalet içerisinde kalıp yeni adımlar atamıyor. Pelerin ise ulaşmak istediği mevkiyi simgeliyor. Zaman içinde pelerin de kendisi gibi parlaklığını kaybediyor, ulaşmak istediği şeyin çok da cazibesi kalmıyor onun için. Çöl ise kanıksanmış durağan yaşamını temsil ediyor. Drogo’nun ortamına alışmaya başladığı ve kalede kalmak için kendine üstün bahaneler bulduğu bölümün devamındaki paragrafta (sayfa73) eylemsizliğinin ağırlığı veriliyor. “Tüm bunlar artık ona aitti ve bunları terk etmek Drogo’ya
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
Marakeş'te Sesler
Puan vermedi·215 syf.··
2025 1. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2025 22:28
Develer, eşekler, dilenciler, çarşılar, türbeler, keşmekeş dolu gündelik hayat…Başka bir coğrafyanın, kendine has ritmiyle devinen kadim Marakeş'ini anlamaya çalışan, Batılı deneyimlerle mukayese eden, sözlü bir kültürün derinliklerini kavrama çabasındaki meraklı, eleştirel bir zihin. Elias Canetti, Müslüman Arap bir şehirde yaşadıklarını edebi ustalığının hakkını veren bir renklilikle ve canlılıkla aktarırken okuru da sokak sokak, meydan meydan peşinden sürüklüyor. Yadırgama ile kozmopolitliğin kabullenici tavrının iç içe geçtiği bu anlatıda, modern insanın kadim değişmezlik karşısındaki çelişkilerinin ve hayretle karışık hayranlığının izini sürmek mümkün. Kitap 3 ana bölümden oluşmakta olup ,ilk bölümü Marakeş'i tüm detayları ile başarılı bir betimlemeyle sunulmuştur.2.Bölümü daha çok kişisel ve toplumsal demeçler içeren yer yer çok derine inen yer yer yer ise biraz anlaması zor bir bölümdür.3.Bölüm ise yazarın kendi geçmişinin ,yaşam öyküsünün anlatıldığı bölümdür. İlk bölümden sonra kitabı özümsemek biraz zor olabilir.Sadece ilk bölümü de okuyup Marakeş'i hissedebilirsiniz . İyi okumalar.
Alıntı
Marakeş'te SeslerElias Canetti · Cem Yayınevi Nobel Sabah · 1990593 okunma
Herkes kendinde eksik olanı sever.
Puan vermedi·282 syf.··
2024 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2024 16:38
Gece Yarısı Kütüphanesi Kitap, hayatı bunalımda olan Nora Seed’in, ölümle ve hayatla ilgili bir keşfe çıkarken yaşadığı duygusal yolculuğu anlatır. Kitap, seçenekler, pişmanlıklar ve hayatın anlamı üzerine düşündürür. Kitap, insanların hayatlarındaki pişmanlıkları, seçimleri ve potansiyel başka hayatları sorgulamalarını sağlıyor. Nora’nın farklı hayatlarını keşfetmesi, okuyuculara hayatın ne kadar çok yönlü ve kıymetli olduğunu hatırlatıyor. Bu, birçok kişi için ilham verici bir deneyim olabilir.Kitap, derin felsefi temaları basit ve anlaşılır bir şekilde ele alıyor. Hem derin hem de kolay okunabilir olması, geniş bir okuyucu kitlesine hitap etmesini sağlıyor.Nora’nın yolculuğu, bir insanın kendisini tanıma ve kabullenme sürecini oldukça güzel bir şekilde yansıtıyor. Özellikle depresyon ve yaşamla barışma temaları, kitapta samimi bir şekilde ele alınmış.Kitap, zorluklar ve pişmanlıklar içinde umut bulmayı teşvik ediyor. Hayatın anlamını bulmaya dair güçlü bir mesaj veriyor.( Unutmayın hayatın bir anlamı yok onu sadece yaşamalıyız ) Nora’nın hayatlarını keşfetmesinin tekrarlayan bir döngüye girmesini biraz sıkıcı buldum sonuçta yine o yaşantıda kalmayacak dönecek değil mi ,gidişatını biliyorsunuz . Özellikle birçok farklı hayatı deneyimlemesi bazen kitabın temposunun düşmesine sebebiyet vermiş.Nora’nın karakterini biraz daha derinlemesine bir şekilde işlenebilirdi.Karmaşık ve zorlu duygusal problemleri çözme noktasında bazen fazla basit ve idealist bir yaklaşım sergilemiş gibi bu kadar basit çözümlerin olduğunu düşünmüyorum.. Gece Yarısı Kütüphanesi, hayatla ilgili derin soruları sorgulamak isteyen ve umut arayan okuyucular için anlamlı bir okuma olabilir. Ancak, bazen kitapta derinlikten çok yüzeysel bir yaklaşım olduğu ve bazı temaların tekrar ettiği düşünülerek,
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,7bin okunma