Aybars S.

Her ne kadar Kur’an-ı Kerim Cahiliye Araplarının insan üstü peygamber beklentilerini boşa çıkarmışsa da, yaklaşık bir asır sonra bu sefer bizzat Müslümanlar Allah Resulü‘nü bu konuma yükseltme gereği duymuşlardır. Üstelik Kur’an’ın şiddetle karşı çıkmasına rağmen... 
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hazreti Muhammed hakkında ortaya atılan abartılı rivayetler veya mucize iddiaların arka planında, kadim Yahudi ve Hristiyan kültürü karşısında Müslümanların kendilerini eksik hissetmelerinin rolü yadsınamaz. Özellikle Hazreti Musa ve Hazreti İsa gibi peygamberler karşısında Hazreti Muhammed’i mucize yarışına sokma çabaları Resul-i Ekrem hakkında sayısız abartıları rivayetler veya mucize iddiaların ortaya çıkmasını beraberinde getirmiştir.
Alıntı
Şu bir gerçek ki, ne kadar zorlanırsa zorlansın beşer üstü bir peygamber telakkisine Kur’an‘dan destek bulmak mümkün değildir. Dolayısıyla peygamber anlayışındaki sapmaların Kur’an‘dan değil, beşeri müdahaleye açık olan rivayetlerden kaynaklandığını unutmamak gerekir. 
Alıntı
Allah Resulü’nün tertemiz ismini edep dışı yorumlara alet eden bir Müslüman, mahşerde hangi yüzle onun karşısına çıkacaktır?
Alıntı
Dikkat edilirse Kur’an-ı Kerim de, Hazreti Muhammed’in örnekliğine vurgu yaparken onun ahlaki güzelliklerini ve mütevazılığını ön plana çıkarır. Bunun yanı sıra tevhid mücadelesi, sabrı, samimiyeti, gönül zenginliği, gösterişsiz hayat tarzı, sevgisi, merhameti, nazikliği, dürüstlüğü, temizliği, güvenilirliği, alçakgönüllüğü, Allah için kendisini feda etmedeki teslimiyet ve sadakati gibi misalleri hatırlatır. Ancak hiçbir şekilde onu olağanüstü niteliklere sahip bir peygamber olarak nitelmez. Şayet Müslümanlar geçmişte ortaya atılan birtakım abartılı hikayeler veya uydurulmuş mucizelerle meşgul olmak yerine, Allah Resul’ünün öğretisini, İslam’ı hayata tatbikini, temiz ahlakını, paylaşımcılığını, ilme ve çalışmaya verdiği önemi, alın terine gösterdiği hassasiyeti, adalet veya eşitlik ilkesine bağlılığını, dürüstlüğü ve güvenilirliğini örnek almış olsaydılar, bugün İslam aleminin içinde bulunduğu zülüm haksızlık ve adaletsizliklerden söz edilir miydi?
Alıntı