Okur/çizer münzevi

Şair Edgar Allan POe‘ya göre mutluluğun dört koşulu şöyleydi açık havada yaşa, bir varlığa duyulan aşk, her türlü hırstan uzak durma ve yaratım.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
zarif İran halılarındaki kasıtlı hatalar gibi her kusuru tanrıların işine öykümediğimizn bir güvencesidir; mükemmellik ulaşmak için çabaladığımız imkansız bir hedef zira mükemmel olmak ölümle eşdeğerdir, psikolog victor Frankl’ın belirttiği gibi "eğer herkes mükemmel olsaydı o zaman her bir bireyin yeri bir başkası tarafından doldurulabilirdi insanlar kusurlu oldukları içindir ki her biri eşsiz ve vazgeçilmezdir."
Sayfa 32·Kitabı okudu
sanatın güzel olmasına dair bir beklentimiz yok artık bununla da yetinmiyor sanat da güzelliği düpedüz şüpheli ve neredeyse varoş bir nitelik olarak görüyoruz; bugün çoğumuz için güzellik sadece tanımlanamaz ve ifade edilemez olmakla kalmıyor adeta bir rüküşlük olarak görülüyor; güzellik demode oldu çünkü onun nesnel ya da ahlaki öneminden yoksun bırakarak yüzeysel anlamı dışındaki her şeyi çıkarıp attık, güzelliği bayağılştırdık.  20. yüzyılda filozof Alexander Nehamas, güzelliğin özünün yani sevginin unutulduğunu savunuyor. dinde müzikte ve görsel sanatlarlarda ise güzellik insanoğlunun dünyevi olanı asma yönündeki yorulmak bilmez çabalarıyla sürekli olarak beslenen engin bir kaynak oluşturmuştur. Güzellik geleneksel olarak iyiliğin bir parçası olarak görülmüş hatta iyilikle bir tutulmuştur Keats'in o ünlü sözünde dediği gibi "güzellik hakikattir, hakikatte güzelliktir" Einstein’da hakikat ile güzellik arasında bir bağlantı olduğunu sezmiş ve kendi yerçekim teorisini "yanlış olamayacak kadar güzel" diye nitelemiştir. güzelliğin hakikati eşit görülebilmesi için estetik değerler imizde büyük ölçüde ortak olması gerekir modernizm tüm bunları yerle bir etti evrenselliği amaçlayan estetiğine rağmen şeyleri birbirinden ayırarak her birini tanımlanabilir ölçülebilir ve bilimsel olarak araştırılabilir kıldı genişlik yerine derinliğe bulanıklık yerine açık seçikliğe değer vererek etik ile estetik arasındaki bağı kopardı ve güzelliği yeniden iyilikle ilişkilendiren her türlü girişimi gülünç ve kaba olarak niteledi.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Keats, hakikatin güzellik oldugunu söylerken belki de haklydi. Fakat modernizm, güzelligi reddetmekle birlikte, hakikati aramaktan da vazgeçmedi; sadece bu arayisin yönünü nevrotik bir tarzda degistirdi: Güzellik yerine çirkinlik yoluyla hakikate erismeyi amaçladi. Klasik sanat tarihinde, cirkinligin ortaya çikmasi genelde bir çöküs belirtisi olarak degerlendirilmistir. Ornegin Helenistik Yunan heykelciliginde ya da dorduncu yüzyil Roma sanatinda, dogayı mükemmellestirmeyi amaçlayan "guzellik" olçütlerinin terk edilerek, her seyi oldugu gibi yansitan natüralizmin benim-senmesi, bu uygarhklarin düsuse geçmis olmalariyla iliskilendiril-mistir. Ama bu, yeterli bir açiklama degil, zira yirminci yüzyllin modernleri için oldugu kadar birinci yüzyilin Romalllart için de natüralizm -ya da "çirkin" olani betimleme istegi- ayni zamanda tekil olani ifade etmeye yönelik bir arayisti. Klasik anlayiça göre güzellik, genel özelliklerden olusuyordu; kurallar ve uzlasimlarla ilgili bir mesele, özlere iliskin bir arayisti. Johann Winckelmannin 1764'te yazdigi gibi, "Ulvi bir güzelligin niteliklerinden biri de, bireysellikten yoksun olmasidir." Ve güzelligin genelleyici oldugu yerde, cirkinlik bireysellestirir. Modernist ressamlarin gözünde, cirkinlik arayist bir hakikat arayisiyd1. Manet'nin bir fahise olamayacak denli güzel Olympia'si için koparilan yaygaranin ardindan, Toulouse-Lautrec ve Degas da fahiseleri ve balerinleri hiç de kusursuz kilmaya gayret göstermeden resmederek gündeme oturdular. Sonraki yüzyilda, Degas'nin "domuz surathi fahiseleri"ne büyük hayranlik duyan Picasso, bir resmin gerçekligini sinayan koltuk alti kistasini getirdi. Arkada-s1 Georges Braque'a, "Bu kadin gerçek mi?" diye soruyordu, "So-kaga çikip gezebilir mi? Bu bir kadin mi yoksa sadece bir resim mi? Koltuk
Sayfa 69·Kitabı okudu
Andy Warhol, "Satin almak, düsünmekten cok daha Amerikan bir seydit," demisti. (O zamanlar "Amerikan" iyi bir anlama geli. Yordu.) Warhol, nereden iç çamasiri almak gerektigi gibi onemli bir konuya bütün bir sayta ayirir. Oldügunde, odalar dolusu bir yigin açilmamis kutu birakmisti ardinda. Bu doymak bilmez edinme hırsı, ihtiyaçtan degil de bizzat edimin verdigi ilkel hazdan kaynaklanan yüceltilmis bir availik-toplayicilik mi? Bir seyler satin almak, azap içindeki bir ruhu yatistirir. Iste bu yüzden, alisveris bagimhligi günümüzde yaygin görülen bir hastalk. Caniniz m sıkkın? Bir sey satin alin. Sasirtici ve ayni zamanda rahatsiz edici olan su ki, gerçekten de ise yariyor. Bir süreligine. ihtiyaç duymakla istemenin ayni sey oldugu ve isteklerimizi karsilamanin mutluluk anlamina geldigi seklindeki varsayim bugün büyük ölçüde sorgulaniyor. Avustralya Enstitüsü müdürü Clive Hamilton'in ifade ettigi gibi, bugün her zamankinden daha zengin olsak da, Avustralya'nin en zengin yüzde 20'lik kesiminin neredeyse yarisi, ihtiyaç duydugu her seyi satin almaya gücünün yetmedigi inancinda. Çocuklarimizin sisman olmasinin ardindaki asil neden iste bu. Tony Capon'un belirttigi gibi, "Obezite, bir enerjş dengesizliginin sonucudur; enerji girisi (beslenme) enerji tüketiminden (fiziksel etkinlik) çok daha fazla." Yasamlarimiz için de ayni sey söylenebilir; çok fazla alip, cok az veriyoruz. Hiperlipidemik yasam tarzimiz, tipki bedenimizin yaptigi gibi, psikolojimizi olumsuz etkiliyor: Bugün her bes Avust-ralyalidan biri anksiyete ya da depresyondan mustarip. Afliuen-za, yani refah gribi, (özellikle gelismis) dúnyada hizla yayylan bir salgina dónüstü. Oysa bunun önüne geçmek mümkün. Yokluk ve darlk günlerimizi çogu zaman en güzel günlerimiz olarak haturla-riz. Kit kanaat geçinmek çogu kez
Sayfa 120·Kitabı okudu