“ seni ilk bulduğum yer tren otogarı değildi. “
“ neresiydi peki ?” Sesi o kadar masum gelmişti ki küçük bir çocuğa bakar gibi baktım gözlerine.
“ seni ilk önce şarkılarda buldum. Dinlediğim her seste, her satırda sen vardın. Sonra gökyüzünde ve yıldızlarda.” Dedim gök yüzüne bakarken. Oda benimle birlikte kaldırdı kafasını.
“ şimdi de tüm dünyam sen oldun.”
“ bu benim cezam karl. Seni sevmek, seni severken sana dokunamamak. Bu benim cezam. Nolur! Nolur bana öyle bakma. İçim gidiyor, sen gidiyorsun, ben gidiyorum “
“ nasıl yaptın rose” derken yüzü hissiz sesi acı doluydu.
“ neyi “ demekten öteye gidemedim. Şayet gidebilseydim ilk önce onun kollarına koşardım.
“ o küçük ellerinle kalbimde bu denli büyük yarayı nasıl açtın ?”
Gözlerimiz buluştu. Belkide yıllar sonra böyle içten bakmıştı ama ben sadece ellerime bakabildim. Ona gerçekten zarar mı vermiştim ?