Ayfer özdemir

Ayfer özdemir
@Ayferyesilyurt
Bağdat'ı terk ettim. İnsanlardan uzaklaştım. Tasavvufun dört aşamalı yolunun ilk aşaması şeriat, ikincisi tarikat, üçüncüsü marifet ve dördüncü aşaması hakikat ti. Bu aşamalarda üç derece ile yol alınırdı. Birinci derecesi ilmelyakin, ikincisi aynelyakin, ügüncüsti de hakkalyakindi. Ilmelyakin aklın, aynelyakin kalbin, hakkalyakin de ruhun hayat derecesinde imanının inkişafıydı. Bu aşamalarda seyir için en önemli vasıta inzivaydı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tasavvuftaki ikinci harf'sad' harfiydi. Saflık, temizlik anlamlarını içeriyordu. Abdülkâdir Geylânî'ye göre saflık ve temizlik de iki çeşitti. Birincisi, kalbin saflığı ve temizliğiydi. İkincisi ise sır temizliğiydi. Kalp temizliği, kişinin kalbini beşerî kirlerden ve tasalardan temizlemesiyle gerçekleşirdi. Allah ile bağlantı kuramadığımız her şey kalp için sorundu. Kalpte sorun yapan haller pek çoktu. Abdülkâdir Geylâni, bu halleri çok konuşma, çok uyuma, fazla kazanma hırsı, haset, kin, nefret, dünyevi şeyleri çok düşünmek olarak tespit etti. Bunlar kalbin manevi inkişafına engel olan sorunlar, daha doğrusu hastalıklardı. Kalb-i tasaffi için bu kötü buylardan uzaklaşmak gerekirdi. Kalp bunlardan temizlenince kalbin saflığı hasıl olurdu. Kalbin bunlardan temizlenmesi ise cebri zikir ileydi.
Tasavvuf kelimesinin ilk harfi te idi. Te harfi tövbeye işaret ederdi. Abdülkâdir Geylâni Hazretleri, tövbeyi zahir ve bâtın olmak üzere ikiye ayıraı. Zahiri tövbe kişinin bütün dış uzuvlarıyla günahlardan, kötülüklerden arınmasıydı. Görünen uzuvlarını emir ve taate uygun hale getirmesiydi. Bâtıni tövbe ise kişinin kalbinin tasfiyesiydi. Kötü huyların iyi huylarla değişimiydi. O zaman kişi tasavvuftaki te makamını aşmış olurdu. Bu kişiye tövbe eden anlamında taib denirdi.
«Şeyh Hammâd'ın her gece arı uğultusu gibi sesi duyul-makta. Acaba şeyh her gece sabaha kadar ne söylenmekte?" Şeyh Hammâd, ilm-i kalbi bana öğreten iki hocamdan biriydi. Yanına gittim. Her zamanki gibi beni muhabbetle karşıladı, yanına oturttu. Müritlerin merakını sual eyledim. Şeyh Hammâd sevgiyle baktı: "Benim on iki bin müridim var," dedi. "Ben her gece onların isimlerini tek tek zikrederim. Onlardan her biri için Allah'tan istekte bulunurum. Müritlerimden biri günah işlerse günahından bir ay geçmeden tövbe etmesini, eğer tövbe etmezse, ölmesini isterim." Şeyh Hammâd'ın duasına çok şaşırmıştım. Şeyhe dedim: "Eğer Allah bana kendi katında bir mevki verirse ben kıyamete kadar hiçbir müridimin tövbe etmeden ölmemesi için Allah tan söz alacağım. Ben de bu hususta onlara kefil olacağım." Manevi âlemlere kalp gözü açık olan Şeyh Hammâd, levh-i mahfuzdan aldığı bilgiyi şahin dediği bana ulaştırdı: "Ey Abdülkâdir! Allah bana bunun gerçekleşeceğini gösterdi.

Ayfer özdemir

, bir kitabı okumaya başladı
Nuriye Çeleğen
9.2/10 · 1.103 okunma