Ayhan Çakar

Ayhan Çakar
@Ayhanca
1 okur puanı
Haziran 2024 tarihinde katıldı
Öğretmen, koltuğa oturur oturmaz derin bir uykuya dalıvermişti. Rüyasında seçimi Mevlüt kazanmıştı. Çingeneler büyük bir ateş yakmış, simsim oynuyorlardı. Muhacirler ellerinde değneklerle birilerini kovalıyorlardı. Bir ara yaş değneğin sırtında şakladığını hissedip sıçradı. Neyse ki otobüste idi. Yolcular huzur içinde uyumakta idi. Saate baktı. Gecenin ikisiydi. Aklına bir oyun bile çok kıymetli olduğu, uğruna nice rezilliğe katlandığı sabahki seçimler geldi. İnşallah cep telefonu çeker diye düşündü. Abisini aradı. Telefon çalarken abisinin "Aslan gardaşım, sen olmasan seçimi kaybediyormuşuz. Bir oyla biz kazandık. Muhacirlerin yaş değnekleri ellerinden düştü. Elleri böğürlerinde kaldı. Mazbatayı alır almaz Kadir abin seni ödüllendirecek, madalyanın siparişini verdi bile. " diyeceğini hayal etti.
İşte, bu yarım saatçik süren sonsuz bekleyişler iki yıl kadar sürdükten sonra babası mahpustan çıkmış, Mehlika Sultan'a giden yolu açmış, mutlu mesut insanların yaşayacağı evin temelini atı, atıvermişti. Bu kutu gibi evde acı, gözyaşı, hasret olmayacak sadece mutluluk, sevgi, kucaklaşmalar olacaktı.
🌿🍁🌿🍁🌿🍁 KOPYA Adam nihayet rahatlamış, huzura ermişti. Günlerdir zihnini kurcalayan sıkıntısı nihayete erecek, kalbi mutmain olacaktı. İşte, dört yıldır Muş'ta bu yatılı okulda çalışıyordu.
Evet, Cevat kadersiz idi. Yurda ayak basmasının haftasında nöbetçi muallimlerden biri Cevat'a beş lira vermiş ve karşıdaki marketten elektrik almasını istemişti. Çocuk, marketi bir baştan bir başa dolanıyor fakat bir türlü aradığı elektriği bulamıyordu. Kan ter içindeydi. Vicdanlı bir market çalışanına meramını anlatınca korkunç gerçekle yüzleşti. Muallim, onu dalgaya almıştı. Kim bilir şimdi nasıl da gülüyor, çocuğun dönmesini dört gözle bekliyor idi. Cevat gururluydu. Kimseye pabuç bırakamazdı. Ok gibi marketten fırlayıp muallimin yamacına dikildi. Tir tir titriyordu.Başı dönüyor, tutunacak yer arıyordu.Muallimin pişkin pişkin güldüğünü görünce gözünün önüne sevdiği kuzular, çimdiği dereler, yaktığı ateşler, boğuşturduğu itler, sonsuz ovalar, gözü yaşlı anası, söyleyemediği türküler geldi. Yaradana sığınıp bir yaş değnek aradı, bulamadı. Şimdi değneği kapmalı, ömründe bir gün olsun koyun kuzu gütmemiş, it boğuşturmamış, yanık bir köy türküsünün tatlı nağmeleri ile sarhoş olmamış şehirli bebeyi karalı göğlü dövmeliydi. Gözünü yumup tüm siniri ile elinde sıkılmaktan taş gibi olmuş kâğıt parayı muallimin suratına fırlatıverdi. Odadan çıkarken kime, neye ettiği bilinmez Kürtçe küfürleri sıraladı. Kudretli kolu ile açık kapıyı tüm gücüyle çarptı. Cevat'ın bu cesareti yatakhaneye yeni gelen mini mini köy çocuklarına yıllarca anlatılageldi.
Bir mayıs akşamında yine nöbette idi. Bir ara sevdiği çocuklardan Cevat, bir şeyler sormak için gelmişti. Bu; kısa boylu, kalıplı, sarışın, şehla bakışlı, saf ve gururlu bir çocuktu. Orta birden beri
Duygu ve Düşünce