'' Aşk denilen şey de zaten bu değil miydi? Esasında acının kendisi. Ama acıyı dahi sevmek bile bile. Göz göre göre hem de. Rüzgarı arkana almak değil de karşına almak değil miydi? Bilmediğin sulara atlamak ama her defasında farklı kıyılara çıkmak? Eline kına yakmak belki, sarmak ama sabah uyandığında nasıl bir şekil alacağını bilmemek gibi... ''
'' Bazen ayılmak için yüzünüze defalarca kez soğuk su çarpmanıza gerek kalmaz, içtiğiniz her şeyi kusmanıza veya sert bir kahve içmenize. Bazen gerçeklerin soğuk duvarına tosladığınızda, buz gibi bir suyun etki edemeyeceği kadar çok ayılırsınız. Gerçeklerin sertliği bir kahveden daha etkili olur çoğu zaman. Ama asıl önemli olan, içinizde ağırlık yapan kusmanız gereken anlardır. ''
'' Mutluluk, kelime anlamını yitirmiş gibi evrene saçılmıştı. İnsanlar parmak uçlarında, düşmak üzere oldukları o uçurumun kenarında arıyordu parçalarını. Çoğu zaman bulamasalar da bazıları-benim gibi- gerektiğinde kendini uçurumdan aşağı bırakıyordu. ''
'' Yarın vaktim olmayacaktı. Öbür gün vaktim olmayacaktı. Bir daha vaktim olmayacaktı. Suyun ortasında çırılçıplak bir ruhun kirli yansımasını bakıp derin bir nefes aldım. Yarın değil, başka bir gün değil;bugün. Bir daha hayatım boyunca bir şeyi ertelemeyeceğime söz vermiştim. Ağlaya ağlaya verdiğim sözlerin her birini gerekirse yine ağlaya ağlaya ama bir şekilde tutacaktım. ''