Umut Aykın

SÖYLE KÜÇÜK SAADETİNİ Söyle saadetini, çekinme Bir ekmek, bir kadın, birkaç çocuk. Tatlı gerinmelerin peşisıra sabahleyin Evinle işin arasında bir tatlı yolculuk.. Cigara içerekten alacakaranlıkta Kapını çalmışsın. Alınterin, göznurun, el emeğin, karın. Turfanda portakal görüp çarşıda Tadımlık birkaç tane almışsın.. Alırsın kardeşim, almalısın Dünyadan o kadar az ki, istediğimiz Senin, benim, hepimizin, çocuklarımızın İki olmamalı bir dediğimiz. Turgut UYAR
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
TURNAM, BİR GÜN BIRAKMAYACAĞIM... Güz geldi mi göçüp gidiyorsun buralardan Mahzun kalıyor kalbim ve gözlerim.. Sen sevgileri ve yolları hatırlatıyorsun bana Turnam, bir gün bırakmayacağım peşini, Ömrüm oldukça ardından geleceğim.. Bir yamalı yelkenden sular damlayacak, Veya gemici şarkıları söyleyeceğim bir şilepte. Merhaba rüzgar diyeceğim, merhaba maden kömürü Verin elinizi, kahve kokulu sahillere. Turnam, bir gün bırakmayacağım peşini, Cümle sevgilere, tekrar buluşmak üzre, veda. Ormanlar, deniz çiçekleri, yunuslar Vatanım tuz biber gibi kalbimde ama Bu sevda başka sevda.. Hiçbir zaman dertsiz kalmadı gönlüm Bir çift gözden, bir yapraktan, bir kuştan. Daima daha taze, daima yeni baştan Turnam bir gün bırakmayacağım peşini, Sen nereye, ben oraya, adım adım İnsan sevdikçe iyileşiyor artık anladım.. Bilmem nerelere gidersin gönlünce Hangi medar şehrine, bir akşam vakti. Gürültülü sokaklar, evler, iri kuşlar Çıplak kadınlar arpa döver taş havanlarda
YAPRAK DÖKÜMÜ elli bin şiir roman filan okudum yaprak dökümünü anlatır elli bin filim seyrettim yaprakların dökümünü gösterir elli bin kere gördüm yaprak dökümünü düşüşlerini sürünüşlerini çürüyüşlerini yaprakların elli bin kere duydum ölü hışırtılarını kunduramın altında avu- cumda ve parmaklarımın ucunda ama yaprak dökümüne rastlamak yine de burar içimi hele bulvarlarda yaprak dökümüne hele kestaneyseler hele çocuklar geçiyorsa oralardan hele güneşliyse hava hele iyi bir haber almışsam o gün dostluk üstüne hele o gün sancımıyorsa yüreğim hele sevdiğimin beni sevdiğine inanıyorsam o gün hele o gün insanlarla ve kendimle aram iyiyse yaprak dökümüne rastlamak burar içimi hele bulvarlarla yaprak dökümüne- hele kestaneyseler. Nazım Hikmet RAN
YİNE SANA DAİR Sende, ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini, sende, ben, kumarbaz macerasını keşiflerin, sende uzaklığı, sende, ben, imkansızlığı seviyorum. Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine ve kan ter içinde, aç ve öfkeli, ve bir avcı istihasıyla etini dişlemek senin. Sende, ben, imkansızlığı seviyorum, fakat asla ümitsizliği değil... Nazım Hikmet RAN
NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ Ne güzel şey hatırlamak seni: ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken... Ne güzel şey hatırlamak seni: bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin ve saçlarında vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının... İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti... Parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının, güneşli bir rahatlık ve etin daveti: kıpkızıl çizgilerle bölünmüş sıcak koyu bir karanlık... Ne güzel şey hatırlamak seni, yazmak sana dair, hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek: filânca gün, falanca yerde söylediğin söz, kendisi değil edasındaki dünya... Ne güzel şey hatırlamak seni. Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine: bir çekmece