Hayatına giren hiç kimse tesadüf değildir.
Bazıları seni sevmek için gelir, bazıları sınamak için…
Bazıları yaralarını iyileştirmek için, bazıları yaralarını göstermek için.
Kimisi senden bir şey alır, kimisi sana bir şey bırakır.
Fakat istisnasız hepsi — seni sen yapmak için gelir.
İbn Arabî’ye göre insan insana kaderdir.
Karşına çıkan her kişi, kalbinde saklı bir hakikati açığa çıkarmak için vardır.
Senden nefret eden kendi özgüvenini öğretir,
seni terk eden kendi değerini fark ettirir,
seni seven kendi güzelliğini gösterir,
seni kıskanan kendi özünü korumayı öğretir.
Bu yüzden kimse “yanlış kişi” değildir.
Sadece rolü biter ve gider.
Öğretmen değişir; ders devam eder.
Kırıldığın için pişman olma.
Güvendiğin için utanma.
Sevdiğin için kendini suçlama.
Kalbin doğruydu—
insan yanıldı.
Ve şunu bil:
Hayatına giren herkes bir işaret, bir ders, bir dönüşümdü.
Kimse rastgele gelmedi.
Kimse sebepsiz gitmedi.
Her gelen seni bir adım ileri götürdü.
Ve gitmesi gereken gittiğinde, sen artık aynı insan değildin
İnançlarımız aslında bize kişisel olarak ne kadar yakınsa o kadar önemli hale gelir; doğru olmasından çok daha fazla etkiler hayatımızı. Nasıl bir inanca sahip olursak olalım onu mutlaka doğru kabul ederiz, bizimle aynı fikirde olmayanları da mantıksız düşünen olarak görürüz.
İnançlarımızın hepsinin farkında, iyi düşünülmüş ve bize faydalı olduğu anlamına gelmez, elbette hayır. Çoğu insanın savunduğu inançlar aslında hiç sorgulanmadan, körü körüne inandığı şeyler üzerine kuruludur. Bu durumu fark etmek, kendi içimizdeki anlam arayışımızı ve duygusal ihtiyaçlarımızı daha iyi anlamamızı sağlar; geçmiş deneyimlerimizin bize nasıl inançlar kazandırdığını göz önünde bulundurduğumuzda daha dengeli ve gerçekçi bakış açıları ediniriz.
Bosna-Hersek’in kurucu lideri ve modern dönemin en özgün Müslüman müteffekkirlerinden biri olan Aliya İzzetbegoviç’in 1970 yılında kaleme aldığı İslam Deklarasyonu, sadece yayınlandığı dönemin siyasi