Aynur

Aynur
@Aynurrrrrrrrr
@Aynurrrrrrrrr·
·
sabitlendi
Hayatına giren hiç kimse tesadüf değildir. Bazıları seni sevmek için gelir, bazıları sınamak için… Bazıları yaralarını iyileştirmek için, bazıları yaralarını göstermek için. Kimisi senden bir şey alır, kimisi sana bir şey bırakır. Fakat istisnasız hepsi — seni sen yapmak için gelir. İbn Arabî’ye göre insan insana kaderdir. Karşına çıkan her kişi, kalbinde saklı bir hakikati açığa çıkarmak için vardır. Senden nefret eden kendi özgüvenini öğretir, seni terk eden kendi değerini fark ettirir, seni seven kendi güzelliğini gösterir, seni kıskanan kendi özünü korumayı öğretir. Bu yüzden kimse “yanlış kişi” değildir. Sadece rolü biter ve gider. Öğretmen değişir; ders devam eder. Kırıldığın için pişman olma. Güvendiğin için utanma. Sevdiğin için kendini suçlama. Kalbin doğruydu— insan yanıldı. Ve şunu bil: Hayatına giren herkes bir işaret, bir ders, bir dönüşümdü. Kimse rastgele gelmedi. Kimse sebepsiz gitmedi. Her gelen seni bir adım ileri götürdü. Ve gitmesi gereken gittiğinde, sen artık aynı insan değildin
1000Kitap
Reklam
İnançlarımız aslında bize kişisel olarak ne kadar yakınsa o kadar önemli hale gelir; doğru olmasından çok daha fazla etkiler hayatımızı. Nasıl bir inanca sahip olursak olalım onu mutlaka doğru kabul ederiz, bizimle aynı fikirde olmayanları da mantıksız düşünen olarak görürüz. İnançlarımızın hepsinin farkında, iyi düşünülmüş ve bize faydalı olduğu anlamına gelmez, elbette hayır. Çoğu insanın savunduğu inançlar aslında hiç sorgulanmadan, körü körüne inandığı şeyler üzerine kuruludur. Bu durumu fark etmek, kendi içimizdeki anlam arayışımızı ve duygusal ihtiyaçlarımızı daha iyi anlamamızı sağlar; geçmiş deneyimlerimizin bize nasıl inançlar kazandırdığını göz önünde bulundurduğumuzda daha dengeli ve gerçekçi bakış açıları ediniriz.
Duygu ve Düşünce
İslâm dekorasyonu
Puan vermedi·101 syf.··
2026 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 20:20
Bosna-Hersek’in kurucu lideri ve modern dönemin en özgün Müslüman müteffekkirlerinden biri olan Aliya İzzetbegoviç’in 1970 yılında kaleme aldığı İslam Deklarasyonu, sadece yayınlandığı dönemin siyasi ve sosyal iklimini sarsmakla kalmamış, aynı zamanda sonraki nesiller için de entelektüel bir başvuru kaynağı haline gelmiştir. Batı dünyasında ve dönemin Yugoslavya rejiminde iddia edilenin aksine, bu eser köktendinci veya dışlayıcı bir devlet ütopisinden ziyade, Müslüman toplumların içine düştüğü derin uykudan, taklitçilikten ve sömürge psikolojisinden uyanması için yazılmış bir öze dönüş reçetesidir. İzzetbegoviç, esere "Müslümanların İslamlaşması" gibi ilk bakışta paradoksal görünen bir hedefle başlar. Bu kavramla yazar, coğrafi veya kültürel olarak Müslüman bir ailede doğmuş olmanın getirdiği pasif aidiyeti reddederek, dinin hayatın her alanını dönüştüren, adaleti ve ahlakı merkeze alan aktif gücünün yeniden keşfedilmesi gerektiğini savunur. Eserin sosyolojik derinliği, İslam dünyasını felce uğratan iki büyük kutbu, yani gelenekçi muhafazakarları ve batıcı modernistleri aynı keskinlikle eleştirmesinde yatar. Aliya’ya göre gelenekçiler, İslam’ı geçmişe ait, donmuş ve sadece şekilsel kurallardan ibaret bir din haline getirerek toplumu dünyadan ve zamandan koparmışlardır. Öte yandan batıcı modernistler ise kurtuluşu kendi toplumsal köklerine ve inanç değerlerine yabancılaşarak Batı’yı körü körüne taklit etmekte aramış, bu durum ise toplumsal bir şizofreniye yol açmıştır. Yazar, bu iki kutbun da aslında dini sadece vicdanlara sıkışmış bir inanç sistemine indirgeme hatasında birleştiğini belirtir. Oysa İzzetbegoviç’e göre İslam, zahiri ile batıniyi, bilim ile ahlakı, madde ile manayı birleştiren bir bütündür ve ancak bu iki yönün dengesiyle sağlıklı bir toplum inşa
1000Kitap
İslam DeklarasyonuAliya İzzetbegoviç · Fide Yayınları · 20179,4bin okunma

Aynur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·101 syf.··
7 günde okudu
·
2026 5. kitabı
Aliya İzzetbegoviç
9.3/10 · 9,4bin okunma
Kuran düşmanlarımızı sevmemizi emretmemiştir, fakat onlara karşı adil ve bağışlayıcı olmamızı emretmiştir.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam