"...Bahtı karalık bizim milletimizde... Bu milleti idare edenler birbirlerinin canına susamış iki ayrı parti gibi görünüyorlar ya, görünüşe hiç aldanmamalı... Bunların ikisi de bir elmanın yarısı... Ama biri sertliğe başlasa, öteki yumuşaklığı tutuyor. Milletin bahtsızlığı bence burada..."
"...Düşünüyorum da, akıldan yana biz nerdeyiz, Mustafa Kemal nerde? İstanbul'dan 16 Mayıs'ta yola çıktı: Yani İzmir'e Yunan'ın girmesinden bir gün sonra... Neden Samsun'a gideceğine Bandırma'ya gelmedi? Çünkü gerçek komutanlar durumun özelliğine göre burda yıldırım olup yakmaktansa; ordan gürlemenin daha etkili olduğunu bilirler!"
"Orta Asya'da, büyük şölenlerden sonra, çadır sahibinin karısını bileğinden tutarak uzaklaşıp her şeyini misafirlerine yağmalattığı bir gerçek... Orhun Yazıtları'nda hakanın, 'Seni aç buldum doyurmadım mı, çıplak buldum giydirmedim mi?' dediğini de biliyoruz. Demek ki biz de devlet böyle sorumluluklar yükleniyor. Bunları başardığı sürece de, halkları hadi despotluğa katlansınlar diyelim, ya halkları yedirip giydirmekte, iç karışıklıklara, dış tehlikelere karşı korumada devlet ödevini yapamaz olunca, despotluğa insanlar niçin boyuna eğsin?"