Allah Rasûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bizlere örnek olsun diye omuzlarına nice yükler aldı.
Düşünsenize; bu dünyadaki her şeyin en iyisine layıkken, asla bizden farklı bir hayat yaşamadı. Eğer hiç acı çekmemiş, gözünden bir damla yaş akmamış bir Peygamber olsaydı; yarası yaramıza, acısı acımıza denk düşer miydi?
Efendimiz, 63 yıllık ömründe öylesine sarsıldı, öylesine imtihanlardan geçti ki; ümmetinden kim bir yara alsa O’na koştu. Çünkü bizim yaşadığımız hiçbir dert yoktur ki, O’nun kalbine değmemiş olsun. Hor görülenler, eziyet edilenler, canı yakılanlar hep O’nda teselli buldu. O’nun bedenine değen taşlar vardı, avuçlarını dolduran gözyaşları vardı…
İnsan susar…
Utanır derdini söylemeye.
Ve kalbinden fısıldar:
“Kevser’i senin avuçlarından içeceğiz değil mi Ya Rasûlallah?”
O ana kavuşmak için ben de susuyorum.
Derdimi yalnız Allah’a anlatıyorum.
Bundan sonra ne dünya, ne vefasız insanlar…
Tek derdim sensin ve senin risalet davan Ya Rasûlallah.
Yaralarımla geleceğim sana…
اللهم صل وسلم على نبينا محمد ﷺ