Allah Rasûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bizlere örnek olsun diye omuzlarına nice yükler aldı.
Düşünsenize; bu dünyadaki her şeyin en iyisine layıkken, asla bizden farklı bir hayat yaşamadı. Eğer hiç acı çekmemiş, gözünden bir damla yaş akmamış bir Peygamber olsaydı; yarası yaramıza, acısı acımıza denk düşer miydi?
Efendimiz, 63 yıllık ömründe öylesine sarsıldı, öylesine imtihanlardan geçti ki; ümmetinden kim bir yara alsa O’na koştu. Çünkü bizim yaşadığımız hiçbir dert yoktur ki, O’nun kalbine değmemiş olsun. Hor görülenler, eziyet edilenler, canı yakılanlar hep O’nda teselli buldu. O’nun bedenine değen taşlar vardı, avuçlarını dolduran gözyaşları vardı…
İnsan susar…
Utanır derdini söylemeye.
Ve kalbinden fısıldar:
“Kevser’i senin avuçlarından içeceğiz değil mi Ya Rasûlallah?”
O ana kavuşmak için ben de susuyorum.
Derdimi yalnız Allah’a anlatıyorum.
Bundan sonra ne dünya, ne vefasız insanlar…
Tek derdim sensin ve senin risalet davan Ya Rasûlallah.
Yaralarımla geleceğim sana…
اللهم صل وسلم على نبينا محمد ﷺ
“Saydı”cılar; şartlar başka olsaydı, elinde daha iyi imkân olsaydı,
başka biri olarak doğsaydı neler yapabileceğini anlatır.
“Saydı”cıların söylenme nedeni,
“rağmen”cilerin başarma nedenidir.
Hayatta iki tür insan var:" saydı"cılar ve "rağmen"ciler .
Sınavda da hayatta da rağmenciler başarıya ulaşıyor.
Hayallerine kavuşanlar rağmenciler oluyor.
Acıyı akıllarıyla işleyenler,
zorluklara göğüs gerenler,
yedi kez düşse de sırtı yere gelmeyenlerin hikâyesi okunuyor;
“saydı”cılar ise bu hikâyeleri dinliyor.“
Rağmen”ciler kayıtsız şartsız mücadele insanıdır.
“Yapamazsın” diyenlere rağmen,
kendi korkularına rağmen,
duyarsız eşlere, ailelere rağmen,
ayrımcılığa rağmen,
yöneticilere-patronlara rağmen,
yoksulluğa rağmen
buz kıran gemisi gibi ilerlerler.
Dünyayı ne kapitalizm kurtaracak ne de sosyalizm.
Tek kurtuluş yolu var: Rağmenizm! :)