“İtiraf ediyorum kitap okumak kadar eğlenceli bir şey yokmuş! İnsan kitap okumak dışında her şeyden çabucak sıkılıveriyor. Kendime ait bir evim olduğumda şöyle muazzam bir kütüphane edinmeyi başaramazsam kahrolurum.”
"Tarih ona yalnızca insanlığın ne kadar zavallı olduğunu öğretmişti: Bir dönemde insanlık yalnızca felaketlere uğruyor, mutluluğunu yitiriyordu; sonra bütün gücüyle çalışıp çabalamaya koyuluyor, iyi günlere kavuşnak için türlü cefalara katlanıyordu. Nihayet tarihin bir dönemi insanlık rahata kavuşacak gibi oluyor;artık tarihin kendisi de rahat edecek diyorsunuz. Nerede? tekrar işler bozuluyor; her şeyin altı üstüne geliyor; insanoğlu yeniden çalışıp çabalamaya başlıyordu."
“Hep hayata başlamaya hazırlanıyor, kafasında geleceğin planını çiziyor; fakat her yıl bu plandan bir şeyler atıyordu.
Ona göre hayat iki bölümdü:Bunların birinde iş ve sıkıntı vardı-ki Oblomov için bu iki kelimenin anlamı birdi- ötekisine ise sakin,rahat, sessiz günler, bu alanlardan önemli olan, yani memurluk hayatı daha baştan ona çok kötü geldi.”
“-Hayır, hiç de değil! Hırsızı, düşmüş kadını, aldatılmış bir budalayı anlatın, ama insanı da unutmayın. Sizin için insan diye bir şey yok mu? Yalnız kafanızla yazmak istiyorsunuz. Düşünmek için kalpsiz olmak gerekir,sanıyorsunuz. Hayır düşünmeyi besleyen sevgidir. düşen adama el uzatın, mahvolan bir adamın haline ağlayın, onunla alay etmeyin. Sevin onu! Onda kendinizi görün ve ona kendinizmiş gibi bakın.”