Bana kalırsa asıl olan gönül ama benim gönlüm kırık.
Hayır, parça parça hatta paramparça bir gönlüm var.
Kimsenin olmayan ve kimseyi alamayan, sığdırmayan, birine yer bulamayan tuz buz bir gönlüm var .
Aklımınsa faydasını neredeyse hiç görmedim.
Ama ben yine de gönlünü aklına tercih edenlere hayranım.
Nereye gidersem gideyim yanımda kendimi de götürmek zorunda olmak ne kadar kötü.
Bunca gidişimin sebebi kendimden kaçacak bir yer bulmak aslında .
Bir çare aramak .
Ama olmuyor, insan derdinden kaçsa kendinden kaçamıyor.
Belki de bunun tek çaresi aklından kaçmak.
Kendinden kaçmak için aklını kaybetmek gerekiyor galiba .
O yüzden imreniyorum bazı zamanlar delirebilenlere.
Oysa ben gitmekten fazlasını yapıyorum. Apaçık kaçıyorum.
Geçmişimden kaçıyorum, acılarımdan kaçıyorum, kaçmaktan bile kaçıyorum ama bir türlü kendimden kaçamıyorum.
Kapısını anahtarla açanlardan degil de zile basıp da birinin karşıladığı insanlardan olmayı çok istiyor bir tarafım ama bir başka yanım nedenini bilmediğim bir şekilde kaçıyor bundan .
Sevmekten, sevilmekten kaçıyor.
Olmaktan kaçıyorum aslında.
Birinin umudu olmaktan, beklediği olmaktan, sevdiği olmaktan, hayali ve hayal kırıklığı olmaktan kaçıyorum.
Kalmaktan ve bir yerli olmaktan korkuyorum sanırım.
Ben gitmelerle kalmalar arasında kalan biriyim.
Hani gitmek mi gelmek mi diye tercih edecek olsam gelecek ya da dönecek bir yerim yokmuş gibi sandığımdan belki de hep gitmeleri tercih ederim ben .
Çünkü gitmek her zaman kolaydır.
Zor olan kalmak bence .
Yok aslında yanılıyorum ya da kendimi kandırıyorum. Çünkü gitmekle de gidilmiyor ki .