“İnsanlar dünyasına küskündü, kendi içine kapanmıştı. Üstüne çullanıp başını okşamaya kalkan, bunu yaparken aptalca sözler söyleyen ve bir daha görünmemek üzere geçip giden insanlara bu fırsatı vermeyecek kadar kişilik sahibiydi yalnız o kadar…”
“Bir hayvan için, kafes hayvanı olup yapayalnız bir soyutlanmışlık içinde, bir aşağı bir yukarı yürümek ya da daha doğrusu kafesin içinde dönenmek, insanların dünyasına küskün, lanet olası bir kin duygusuyla gürleyip haykırmak ve bu öfkesini para verip karşısına geçen izleyicilere kusmaktan başka yapacak şey kalmıyordu.”
EĞİTİLMİŞ HAYVANLARIN VE HAYVAN SİRKLERİNİN HİÇ BİLİNMEYEN GERÇEK VE KÖTÜ YÜZÜ ....
İzleyiciler, hayvanların numara yapmaktan hoşlandıklarına inanmak isterler, hayvanların el bebek gül bebek tutulduklarına, sahiplerini ölesiye sevdiklerine inanmak isterler. Bırakın inansınlar. Ama işlerin perde arkasını görseler, herkesin lanetlenmesinden lokmamız gırtlağımızda kalır. Ne lokması, ağzımıza lokma girmez ki o vakit? Perde arkasını görseler, hayvan gösterileri yeryüzünden silinir, hepimiz kapı kapı iş aramaya başlarız.