Veronika baktığımızda aslında her istediğine sahip genç bir kadındır. Ama hayatında bir şeylerin eksikliğini yaşamaktadır ve yaşama isteği yoktur. Hayatını sonlandırmaya karar verir ama başarılı olamaz. Uyandığında ise kendisini bir akıl hastanesinde bulur. Doktoru ona kısa bir ömrü kaldığını söyler. Veronika bu süre içinde oradaki insanların hayatına şahit olurken aslında kendini tanımaya, sorgulamaya başlar; yaşamın anlamını, değerini öğrenir..
"Ölüm, hayatın bir parçasıdır. Bunu kabul ettiğimizde, yaşamın ne kadar değerli olduğunu anlarız. Her anı yaşamak, her duyguyu hissetmek gerekir."
“Dünyanın bütün dağlarında, ormanlarında, bîr tek yaprağı bile bir başkasının tıpkısı olarak yaratmamıştır Tanrı. Oysa siz farklı olmayı delilik sayıyorsunuz."
“Keşke herkes kendi içsel deliliğini bilse ve onunla birlikte yaşamayı öğrense. Dünya daha kötü bir yer mi olurdu? Hayır insanlar daha mutlu olurlardı.”
“Yaşayın! Yaşamasını bilirseniz Tanrı da sizinle birlikte yaşar.”
“Dünya, çabalarımın değerini bilmeyecektir, dedi kendi kendine. Anlaşılmamaktan gurur duyuyordu, çünkü tüm dahiler bu bedeli ödemişlerdi.”
“İnsanlar ancak koşullar buna elverdiğinde delirme lüksüne sahiptiler.”
“Dünyadaki herkes gibi, mutlu olmak için başkalarına ihtiyaç duyan bir kişiydi ama başkalarıyla baş etmek de zordu.”
“İnsan, hiçbir şeye alışmamalı.”