Fakat insanın hayatta, imkansız, anlamsız ve akıl almaz olanın gerçekte sıradan ve bir o kadar da basit olduğunu kavradığı anlar vardır. Birdenbire hayatın mekanizmasını görürüz: önemli saydığımız figürler gömülüp gider, arka plandan başkaları, hakkında net bir şey bilmediklerimiz öne çıkar ve aniden, ortaya çıktıkları anda idrak ederiz ki biz onları bekliyormuşuz, onlar da tüm kaderleriyle bizi.
Sevmek yetmez. Sevgi büyük bir bencillik şeklinde de tezahür edebilir. Tevazuyla, inançla sevmek gerek. İçinde inanç barındırıyorsa, bütün hayatın tek bir anlamı vardır. Tanrı insanlara sevgiyi, birbirlerine ve dünyaya katlanabilsinler diye verdi. Fakat tevazu olmadan seven, karşı tarafın sırtına büyük bir yük bindirmiş olur.