Kitap, yalnızca bir kütüphanecinin hikâyesi değil; kitapları sevdirmek için verilen üstün bir çabanın, imkânsızlıkları aşarak umut taşımanın sembolüdür. Yazar okuru yalnızca bir hikâyeye değil, bir davaya ortak eder.
Eşek sırtında köylere kitap götüren bu insanın gayreti aslında Anadolu’nun susuz kalmış toprağına su taşımak gibidir. Yokuşları aşarken, taşlı patikalarda yürürken, aslında cehaletin duvarlarını da birer birer yıkmaktadır. Bu yönüyle eser, “kitap okumayı sevdirmek” için verilmiş mücadelenin destansı bir ifadesidir.
Kitapta, yalnızca Anadolu’nun kırsalında kitap sevgisinin filizlenmesine değil, aynı zamanda Türk–Yunan ilişkilerinde düşmanlık yerine kardeşlik, öteki yerine biz duygusunun daha ağır bastığını ustalıkla gösterir. Bu yönüyle Eşekli Kütüphaneci, yalnızca kitap sevgisini değil, aynı zamanda barış ve dostluk idealini de savunan bir metindir.
İnsanları birleştiren şey, ortak insanlık değerleridir; kitaplar da bu değerleri en saf haliyle taşıyan elçilerdir.