Üreme organlarımızın çalışmaları öylesine doğal, gerekli ve doğru ki; acaba bu organlar bize ne yaptılar da biz utanç duymadan onlardan söz açamıyor, onları hep ciddi sohbetlerin dışında tutuyoruz? Öldürmek, hırsızlık yapmak ya da ihanet etmek gibi sözcükleri rahatlıkla kullanmaktan korkmuyoruz ama üreme organlarımızın adlarını ancak fısıldayarak söylüyoruz.
Doğuştan getirdiğimiz tek bir kusur var: Hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimize inanıyoruz... Bu kusurumuzu gideremedikçe.. dünya gözümüze çelişkilerle dolu bir yer gibi görünecektir. Çünkü her adımımızda, ister büyük ister küçük bir şey yapmış olalım, dünyanın ve insan hayatının, insanların mutlu bir yaşam sürdürmelerine olanak verecek biçimde tasarlanmadığını anlayacağız... İşte bu yüzden neredeyse bütün yaşlıların yüzlerinde aydı ifadeyi, yani düşkırıklığını görmek mümkündür.