Ayten Kaya koç

Ayten Kaya koç
@AytenKayaKoc
İnstagram sayfam instagram.com/psikolojik_dani... Okuduklarımı paylaşmak ve yeni kitaplar keşfetmek için buradayım. Evliyim mesajlara dönüş yapmıyorum.
Bir Psikolojik Danışmanın Gözünden Mandal
9/10
·120 syf.··
2026 11. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 11:07
Mandal’ı bir aldatılma hikâyesi okuyacağımı düşünerek elime aldım ama kitap bana bundan çok daha fazlasını verdi. En çok dikkatimi çeken şey, yazarın evlilikleri, ilişkileri ve kadınların toplumdaki yerini sorgulatması oldu. Kitap boyunca “Bir ilişki gerçekten ne zaman bitmeye başlar?”, “İnsan gördüğü sorunları neden görmezden gelir?” gibi sorular üzerinde düşündüm. Özellikle deprem benzetmesi çok etkileyiciydi; bazen insanlar evliliklerinde çatlakları fark etseler bile “Bana bir şey olmaz.” diyerek yaşamaya devam ediyorlar. Yazarın kadınların görünmeyen emeğine, toplumsal yüklerine ve yıllardır süren eşitsizliklere değinmesi de oldukça çarpıcıydı. Bunu yaparken didaktik olmadan, günlük hayattan örneklerle düşündürmeyi başarıyor. Kitabın sonunda Tomris Hanım’ın boşanmasına üzülmedim çünkü kendini yeniden bulduğunu hissettim. İlginç olan ise eşine de tamamen öfkelenemememdi. Sonunda her şeyini bırakıp gitmesi, onun da kendi hatalarının bedelini ödediğini düşündürdü. Benim için Mandal, aldatılmaktan çok; sevgi, emek, aidiyet ve bir ilişkide gerçekten “ev sahibi” olabilmenin ne demek olduğunu anlatan bir kitaptı. Okurken sık sık kendi ilişkilerimizi ve toplumun kadınlara bakışını sorgulatan, samimi ve düşündürücü bir eser.
1000Kitap
MandalÜstün Dökmen · Epsilon Yayınevi · 086 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Bazı Kitaplar Bağırmaz, İçine Yerleşir”
9/10
·96 syf.··
2026 10. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 12:14
Bir insanın bir güvercinin hikâyesi üzerinden bu kadar derin bir toplum eleştirisi yapabilmesine hayran kaldım. Bir Güvercinin Hazin Hayatı bana göre yalnızca bir roman değil; bastırılmış korkuların, susmayı öğrenmiş insanların, çocukların, annelerin ve yaralı bir toplumun psikolojik çözümlemesi gibi. Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey, kötülüğün bazen yüksek sesle değil; alışarak, normalleşerek büyümesi oldu. “Cinayet hep vardı ama şimdi rengi değişti” cümlesi tam olarak bunu anlatıyordu. İnsan bir süre sonra şiddete, korkuya, yoksunluğa, hatta sevgisizliğe bile alışabiliyor. Psikolojik olarak en tehlikeli nokta da sanırım tam burası: hissizleşmek. “Elleme” üzerinden anlatılan düzen ise beni ayrıca düşündürdü. Çocukların sadece ellerine değil; merakına, sorgulamasına, doğallığına da sürekli “dokunma” denilen bir dünyayı anlattığını hissettim. Bir psikolojik danışman olarak okurken bazı satırlar bana danışma odasında dinlediğim hikâyeleri hatırlattı. Ama kitap tüm karanlığına rağmen umudu tamamen yok etmiyor. Güvercin bazen kırılganlığı, bazen masumiyeti, bazen de hâlâ iyileşebilecek taraflarımızı temsil ediyor gibiydi. “Devran döner, yeni dermanlar gelirdi…” cümlesi kitabın içimde bıraktığı hissin özeti oldu. Sessiz ama insanın içine yerleşen kitaplardan biri.
Alıntı
Bir Güvercinin Hazin HayatıÜstün Dökmen · Epsilon Yayınevi · 202341 okunma
“Aynı Renkte Gözyaşları, Aynı Renkte Gölgeler”
10/10
·100 syf.··
2026 9. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 12:10
Üstün Dökmen’in Özgür Gölge kitabı, ilk bakışta kısa ve sade bir masal gibi görünse de aslında insanı uzun uzun düşündüren, toplumun görünmez kurallarını sorgulatan güçlü bir anlatı. Yaklaşık yüz sayfalık bu eser, “gölge” metaforu üzerinden bireyin özgürlüğünü, toplum baskısını, vicdanı ve çocuklara karşı sorumluluğumuzu oldukça naif ama etkileyici bir dille anlatıyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, Üstün Dökmen’in özgürlüğü büyük ve karmaşık cümlelerle değil; sade, insani ve herkesin hissedebileceği duygular üzerinden çözümlemesi oldu. Özellikle gölgelerin bile bir vicdan taşıyormuş gibi anlatılması, insanın kendi davranışlarını sorgulamasına neden oluyor. Çünkü kitap boyunca aslında gölgeleri değil, insanları okuyoruz. Bazı cümleler kitabın ruhunu tek başına taşıyabilecek kadar güçlüydü: “Kamil Efendi, Kamil Efendi… O sadece senin çocuğun değil, hepimizin çocuğu. Hiçbir çocuğa vuramazsın.” Bu sözler, bir çocuğun yalnızca ailesine değil, bütün topluma emanet olduğunu çok yalın ama çarpıcı şekilde anlatıyor. Kitapta çocukların korunması gerektiği fikri yalnızca bir öğüt gibi değil; vicdani bir sorumluluk gibi hissettiriliyor. Bir başka etkileyici cümle ise: “Yalanlar döner dolaşır, bir yılan gibi kıvrılıp sahiplerini sokarlar bazen.” Bu ifade, yalanın sadece karşıdakine değil, en sonunda insanın kendisine zarar verdiğini çok güçlü bir metaforla anlatıyor. Kitap boyunca bu tarz cümleler insanın zihninde uzun süre kalıyor. Ve belki de kitabın en dokunaklı kısmı şu satırlardı: “İnsanların yüzlerinin ve gözlerinin rengi başka başka da olsa, gözyaşlarının rengi hep aynıdır; gölgelerinin rengi de…” Bu cümle, farklılıkların ötesinde insan olmanın ortak tarafını öylesine zarif anlatıyor ki kitabın bütün mesajı sanki burada toplanıyor. Irkın, görünüşün,
1000Kitap
Özgür GölgeÜstün Dökmen · Epsilon Yayınevi · 20257 okunma
Huzur mu, Canlılık mı? İnsan Ruhunun İkilemi
9/10
·176 syf.··
2026 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 22:53
Modern dünyanın hızından yorulan insan ruhuna yazılmış bu roman, aslında gizli bir vadiyi değil, hepimizin içinde var olan “yavaşlama” arzusunu anlatıyor. Shangri-La; çatışmanın olmadığı, zamanın ağır aktığı ve hayatın ölçülülük üzerine kurulduğu bir yer olarak görünse de kitap boyunca insan şu soruyla yüzleşiyor: Huzurlu ama durağan bir yaşam mı, yoksa riskli fakat yoğun bir hayat mı? Hilton, mutluluğun bazen coşkudan değil sükûnetten doğduğunu hatırlatırken, insanın sadece güvende olmayı değil aynı zamanda canlı hissetmeyi de istediğini ustalıkla gösteriyor. Yitik Ufuklar, kaçmakla kalmak arasında gidip gelen modern bireyin varoluşsal arayışını anlatan, bittikten sonra insanın kendi hayat temposunu sorgulamasına neden olan zamansız bir roman.
1000Kitap
Yitik UfuklarJames Hilton · Ötüken Neşriyat · 2026504 okunma
Bazen söyleyemediklerimiz için körleşiriz..
7/10
·192 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 21:18
Gerçekten görüyor muyuz, yoksa sadece bakıyor muyuz? Bazı kitaplar sadece okunmaz, insanın içine ayna tutar. Profesör Do’nun Göz Kliniği, gizemli bir klinikte geçen hikâyesiyle aslında bize tek bir şeyi hatırlatıyor: İnsan bazen görmediği için değil, gördüğünü kabul edemediği için acı çeker. Her hastanın farklı bir yarayla geldiği bu klinik, ruhun iyileşmeden gözlerin netleşmeyeceğini anlatıyor. Kitap boyunca şunu hissediyorsunuz: İyileşmek unutmak değil, geçmişle yaşayabilecek kadar güçlenmektir. Yavaş ama derin ilerleyen, psikolojik yönü güçlü bir roman. Kendine dönmeyi seven okurlar için etkileyici bir içsel yolculuk.
1000Kitap
Profesör Do'nun Göz KliniğiYoonha Byun · Nora Kitap · 20251,100 okunma