Dikkat: Spoiler içerebilir!
Kitapta birbirinden farklı beş insanın ölümü anlatılıyor. Zengin, fakir, genç, yaşlı, kadın, erkek her türden insanın ölümünü işleyen Zola aslında bizlere bu dünyada ne olursak olalım, öldüğümüz zaman bunların hiçbirinin ne değerinin ne de kıymetinin kalacağını yüzümüze çarpıyor. Kim olursak olalım, ölünce unutulacağımız, hatta ölümümüzden yararlanılacağı gibi acı gerçeklerle de karşı karşıya kalıyoruz kitabı okurken.
Ölüm üzerine daha fazla tefekkür etmemiz gerektiği kanısındayım...
Herkes birgün ölüp gidecek, unutulacak, hiç var olmamış gibi silinecek hafızalardan ve yeryüzünden...
Peki ne bu telaşımız, bu öfkemiz, bu hırsımız, sonsuza kadar yaşayacakmış gibi davranmamız?...
"Artık cenaze arabası görülemediğinden defin işlemi hemen unutuldu ve sohbetler başladı, kadınlar yazın ne yapacaklarından, erkekler de işlerinden söz ediyorlardı.." (sayfa 7)