Onlara bakarsan tarihte ‘bir tek biçimsizlikler ve budalalıklar’ var - her şeyi sadece aptallıkla açıklıyorlar! Hayatın canlı sürecinden böylesine nefret etmelerinin sebebi de bu: Canlı ruha lüzum yok! Yaşayan bir ruh talepte bulunur, yaşayan bir ruh makinelere boyun eğmez, yaşayan bir ruh olan bitenlerden kuşku duyar, yaşayan bir ruh ters yönde gider! Bu tarafta ise ölüm korkusu var, kauçuktan yapmak da mümkündür ya, canlı olmaz o vakit, iradesi olmaz, köle olur, başkaldırmaz!
‘Herkes muhtelif yollarla zengin oluyor, ben de çabucak zengin olmak istedim.’ Tam sözlerini hatırlamıyorum, ama ana fikri bu: Bedavadan, çabucak, emeksiz zengin olmak! Biz her şeyin hazır olacağı şekilde yaşamaya, başkasının kolunda yürümeye, yemeğimizi çiğnenmiş almaya alışmışız. İşte zamanı gelince herkes gerçek rengini belli ediyor…
“Peki ya ahlak? Ve, denir ya, kurallar…”
“İnsanın en zoruna giden ne biliyor musun? Yalan söylüyor olmaları değil, yalanı affetmek her zaman mümkündür; yalan dediğin hoş da bir şeydir, çünkü hakikate götürür. İnsanın canını sıkan, yalan söyleyip de kendi yalanlarına tapmaları.”