İhtiyar, "Dur bakalım," dedi. Piyer'e küreyi işaret etti. Canlı, titreyen, boyutları olmayan bir küreydi. Kürenin yüzeyi aralarında hiç boşluk kalmayacak şekilde yan yana duran damlalardan oluşuyordu. Damlaların hepsi hareket ediyor, kah birleşip tek damla haline geliyor, kah bölünüp birkaç damla oluyorlardı. Her damla yayılmaya, mümkün olduğunca fazla yer kapmaya çalışıyor, ama aynı şeyi yapmaya çalışan diğerleri de onu sıkıştırıyor, bazen yok ediyor bazen onunla birleşiyorlardı.
İhtiyar öğretmen, "İşte hayat," dedi.
Piyer, "Bu kadar basit ve açık," diye düşündü. "Bunu daha önce nasıl bilmiyormuşum?"
Öğretmen, "Ortada Tanrı var, her damla onu en büyük boyutta yansıtmak için genişlemeye çalışıyor. Büyüyor, birleşiyor, sıkışıyor, yüzeyden kaybolup derinlere iniyor, sonra yeniden yüzeye çıkıyor.
Bilincini tamamen yitirmiş, aptallaşmış bir halde, etrafındaki hiçbir şeyi görmeden, ayaklarını diğerlerine uydurup, herkes durana kadar hareket ettirdi, herkes durunca o da durdu. Bu süre boyunca kafasında tek bir düşünce vardı. O da şuydu: Hakkındaki son kararı, idam kararını kim vermişti?