Ne kadar da hayatımızın içinde olan bir roman. Güçlü, zengin insanlarin ağustos böceği gibi yaşarken fakirlerin sürekli hayatlarını idame ettirmeleri için karınca gibi çalışmak zorunda olduklarını realist bir şekilde anlatıyor. Sanayilesmeyle birlikte tutunamayan toprak sahibi insanların dağılışını üzülerek okuyorsunuz. Insanlarin tüm düzenleri bu kadar basit bir şekilde kabullenisini gördükçe bugün olduğu gibi sadece sinir olmakla yetiniyorsunuz. Zengin nasil zengin oluyor fakir o kadar calismasina ragmen nasil fakir kaliyor. Sorgulamayan milyarlarca insan, sorgulayanlarin ise gözleri yaşlı ya da bedenleri toprakta...
Insanları dönüştürebilen bir kitap. Adının hakkını veriyor kesinlikle. Yazarın üslup ve anlatimdaki akıcılıgina deginmemek en doğrusu. Her kitabının ayrı ayrı hakkını vermiş. Nasıl bir insansın, nasil bir hayatta yaşıyorsun taraflarindan açmış okurlarına pencereyi. Bu yüzden perdelerinizi kapatıp manzaranizi bozmayın. Düzeni sorgulamak hepimize düşer. Hiyerarşi, toplum ,aile, devlet derken hayatı ve insan kavramini unutuyoruz. Kitap bu bağlamda okurunun gözlerini açmaya çalışıyor. Bu kadar sayfada birkaç sezonluk hayatın anafikri olur mu diyorsunuz ve oluyor. Metaforlari ustalıkla kullanmis. Bireyselliği iyi bir şekilde ozumsetiyor. Alışılmışın dışında bir kitap zaten Kafka'dan bahsediyoruz. Toplumun ikiyüzlülüğünü zaten biliyorsunuz sonra bu kitabi okuyunca bu kadar iyi anlatilir mi diye mutlu oluyorsunuz. Okumayanlar için pişmanlık uyandırıcı cinsten bir arkadaş. Okuyanlarinsa dönüp dönüp okuyası geliyor.