Çiğdem Alphan

Çiğdem Alphan
Saygı gereği herkesi dinleyin, ama prensip gereği çok azıyla konuşun.
Londra
1 Şubat
195 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Ağır gözkapaklarım, yorgun gece içinde Hayalinle apaçık kalsın, dileğin bu mu? Sana benzer gölgeler, gözümle eğlensin de Keyfince parçalayıp geçsinler mi uykumu? Gönderdiğin, ruhun mu can evinden uzağa İşlerime göz kulak olsun, düşürsün diye Aylak saatlerimi, utancımı tuzağa: Hasedine, kuşkuna yardakçılık etmeye? Hayır, sevgin çoksa da büyük değil o kadar, Benim kendi aşkımdır vermeyen uyku durak, İşte öz sevgim, dirlik düzenliğimi bozar Senin uğruna bana hep nöbet tutturarak. Ben bekçinim, sen başka yerlerde uyanıksın: Benden uzaksın, sana başkaları çok yakın.. .
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ah, şu eski defterler bir dönüp baksa geri, Güneşin beş yüz kere dönüşünden de önce, Göstersin eski kitap sendeki imgeleri İlkin nasıl yazıya döküldüyse düşünce. Acaba eski dünya neler demiş, görelim, Sendeki görmelere değer güzelliklere; Onlar mı üstün, biz mi, bu işin ustası kim, Yoksa dönüp dolaşıp geldik mi aynı yere? Hiç kuşkum yok: Geçmişte, ne sivri akıllılar Senden değersizlere övgüler yağdırdılar.. .
Canın neyi isterse varsın o keyif sürsün, Kendine suç işlersen kendin bağışla yine. Beklemek cehennemdir, ama beklerim seni, İyi kötü demeden, suçlamadan keyfini.
Tatlı sevgi, gücünü tazele de iştahın Körlendi demesinler bıçak çekmeden önce; Öyle ya, bugün doyup yatışsa bile yarın Bulur eski gücünü yeniden bilenince. Sen de öyle ol, sevgi: bugün aç gözlerini Tıka basa doyur da sımsıkı kapat, ama İyice görmek için, yarın aç gözlerini: Sonsuz duygusuzlukla aşkın ruhuna kıyma. Bu acıklı ayrılık, diyelim ki bir umman, Böler yaman gücüyle bir sahili ikiye. Her gün iki nişanlı gelir, sevgi o zaman Dönmüştür: sevinirler kıyı şenlendi diye. Ya da ayrılık kıştır, nice üzüntü dolu, Onun için dört gözle beklenir yazın yolu
Ne yaldızlı hükümdar anıtları, ne mermer Ömür süremez benim güçlü şiirim kadar; Seni pasaklı Zaman pis bir mezara gömer, Ama satırlarımda güzelliğin ışıldar. Savaşlar tepetaklak devirir heykelleri, Çökertir boğuşanlar yapı demez, sur demez, Ama Mars’ın kılıcı, cengin ateş selleri Şiirimde yaşayan anını yok edemez. Ölüme ve her şeyi unutturan düşmana Karşı koyacaksın sen; yeryüzünü mahşere Yaklaştıran çağların gözünde bile sana Bir yer var övgüm seni çıkardıkça göklere. Dirilip kalkıncaya kadar mahşer gününde, Yaşarsın şiirimle sevenlerin gönlünde.. .