Bir kadın ile kocası arasındaki şu diyalog imanın, kahramanlığın, asaletin, diğerkamlığın zirvesinde olan bu halkın fedakarlığını gözler önüne seriyor:
Kadın:
-“Küçük çocuğumuzu ne yapayım?” dedi.
Kocası:
-“Bugün çocuğu düşüneceğimiz gün değil, bizler, her birimiz, ruhlarımıza acımadan bu savaşta yer almak, gayret etmek durumundayız.” dedi.
İmam, Ahulgoh savunma hattını oluştururken çok yönlü kullanılmak üzere toprak altında bir mescit inşa ettirmişti. Bu mescit, içerisinde namaz kılınan, müzakereler yapılan, cephane, barut saklanan, top ve tüfek mermileri imal edilen ve ağır yararıların tedavi gördüğü bir yerdi.
Allah yolunda canlarını satanların nelere muktedir olduklarını göstermesi bakımından din, vatan ve özgürlük müdafaasında İslâm gençliğine istisnai bir örnektir. Ahulgoh Savaşı.
Uzun yıllar Şamil’e sekreterlik yapmış Ali Hacı, İmam’ı şöyle anlatır:”Şâmil bilgili, dindar, uzak görüşlü, cesur, azimli bir adam olmasının yanında iyi bir binici, iyi bir nişancı, iyi bir yüzücü, iyi bir güreşçi, iyi bir koşucu idi.Kısaca onunla kimse yarışamazdı.”
Kafkasya’nın tam yirmi beş yıl süren en kanlı ve en zor savaş yıllarınca halkın, onu bütün mahrumiyet ve zorluklara rağmen yalnız bırakmayışları, İmam Şamil’in halkın gönlünde büyük bir samimiyetle yer tuttuğunun göstergesidir.