Yazarla kendimi çok benzetiyorum. Nedendir bilmem, kelimelerinin ardındaki sessiz haykırışı duyuyorum belki de. Ya da sadece saçmalıyorum. Ama kendini ifade etmeye çalışan fakat bunu beceremeyen insanları çok iyi anlarım. Kelimelerin yetersiz kaldığı hisleri... Yazarın aralarda okuruyla konuştuğu kısımlar aslında benim en sevdiğim kısımlar oldu. Kitabı benim için okunmaya değer kılan yerler de...
Yazarın kendi içindeki çatışmasını okumak; kendime bir aynada, ruhumu yansıtan bir aynada bakmak gibiydi. Müthiş bir sıradanlık ve ironiden doğan bu hikaye başkaları için ne hissettirdi(belki şaşkınlık belki acıma belki ne saçmalıyor bu yazar düşüncesi)bilmiyorum ama bana beni anlattı. Edebiyat dünyasında kendime en yakın hissettiğim yazar Osamu Dazai olabilir. Hissettirmeden hissettiriyor, anlatmadan anlatıyor. Süslü cümlelere gerek yok.