"Fark edemesek de, ilerlememiz gerektiğini bize sürekli dikte eden varoluşsal bir gücün egemenliği altında eziliriz." diyerek özgür irademiz ile aldığımızı düşündüğümüz kararların ve aksiyonların aslında kozmik irade tarafından bize dayatıldığını ileri sürmektedir Schopenhauer. Kozmik iradenin bizi sürekleme biçimi ise soyun devamlılığını sağlama amaçlı itkiler temelinde şekillenir. Evren ve insanın hiçlikten varlığa isteme yoluyla geçtiğini belirtir. Var olmayı ister insan. Fakat yine de özünde herkes yarım ve eksik hissetmektedir. Kimse tam hissetmez ve doğal olan da budur. Kimse arzularını tam olarak doyurmaz. Çünkü Freud'un da "Hiçbir arzunun nesnesi yoktur" şeklinde analitik literatürde kavramsallaştırdğı gibi, bir nesneye aktarılamayan arzu bilinçdışında belirsiz bir şekilde kalır. Shopenhauer bu arzuyu MUTLULUK olarak ele alır. Ona göre yaşamda mutluluk yoktur, sadece 'mutluluk ihtimali' vardır. Bu ihtimalin peşinden koşan insan tatmin edemediği arzular karşısında acı çeker, bu acıyı yeni arzular ile dindirmeye çalışır ve bu şekilde kozmik döngü kendini sonsuz bir şekilde var eder.