Ya büyük bir kahraman olacak ya da çamura batacaktım; ikisinin ortası olmam mümkün değildi. Beni en çok üzen şey ise çamurda debelenirken aslında bir kahraman olduğumu düşünmemdi.
Yalnızdım, yalnızdım ama muhayyel bir arkadaşım vardı karşımda. Bu muhayyel arkadaşı pek severim. Öyle ki bazen konuşurken dudaklarına dalar, öpüveresim gelir. Ellerini severim, gözlerinin rengini severim. İçime ondan durmadan yağmur gibi bir şey yağar. Hiç bir sözü gücüme gitmez.