Top oynamak ve pervasızlık
İslam inancında dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir (En'am suresi 32) ayeti vardır senin o bahçede her şeyi bırakıp kızı umursamayıp sadece topa odaklanman, tasavvuftaki istisna makamıdır
Yusuf'un Sesinin şiddeti Fidan kadının evin önünde otururken birden irkilmesine sebep oldu Hemen içeri doğru seğirtti O sırada Yusuf bağırmaya devam ediyordu
Anaaa ! ..Şerife !..
Büyük babam ayağa kalktı pantolonunu ütüsünü düzeltti ve kapıyı gösterdi derhal dışarı bu evde hijyen kalmadı Müzeyyen'in tansiyonu tavan yaptı Sevinç Çamaşır suyuyla şovda hepiniz bahçeye orada ne haliniz varsa görün
Eylül'de sevmek istedim seni
Bir hüzünlü hazan sabahında uyandım
Hava da güzel mis gibi sonbaharın gelişinin huzurlu habercisi vardı
Eylülde sevmek istedim seni
Meltem Güdemezoğlu’nun kalemiyle tanıştığım bu kitap, adı gibi tam bir sonbahar esintisi. Edebiyatta Eylül genelde bitişlerin mevsimidir ama şair burada tersini yapıp, eylülü tüm dökülen yapraklara rağmen bir sevme ve tutunma çabası olarak karşımıza çıkarıyor.
Kitaptaki şiirlerin en güzel yanı, okuyucuyu yoran ağdalı bir dil yerine son derece samimi ve duru bir üslup barındırması. Ayrılıklar, özlemler ve geç kalmışlıklar o kadar naif işlenmiş ki, okurken zamanında içinize attığınız ne varsa şair sizin yerinize kağıda dökmüş gibi hissediyorsunuz. Her şeyin çok hızlı tüketildiği bu çağda, kahvenizi alıp ruhunuzu dinlendirmek için sığınabileceğiniz çok huzurlu bir liman. 2. baskısını sonuna kadar hak eden, kütüphanede yer açılması gereken bir eser. Yüreğine sağlık.
"Çünkü her eylül, yarım kalmış bir hikayenin fısıltısını taşır rüzgarında..."