"Anlatmak iyi bile geliyor. Herkese değil tabi, sadece yabancılara."
"Yabancılara mı?"
"Tabii. Sırlar tanıdıklarla paylaşılmaz ki. Dönüp dolaşıp bir şekilde karşınıza çıkarlar yoksa. Sırdaşınız çenesini tutsa da, zamanla garip bir borçluluk, suçluluk, öfke duymaya başlıyorsunuz. Ondan çekiniyor, laf aramızda nefret bile ediyorsunuz."
Zira bazen kalp; minik, çalışkan bir fabrika gibi heves, heyecan ve aşk üretir, biriktirir. Depo dolup taştığında, nakil için başka bir kalp bulmak lüzumu baş gösterir. Kimi kez hiç düşünmeden, mümkün olan, hatta mümkünse mümkün olmayan ilk kalbe aktarır insan biriktirdiğin. Yani belki de aşk, birine karşı duyulan hisler toplamından ziyade, kendi başına yetişen, sahibini arayan öksüz duyguların neticesidir. İnsan bazen kime aşık olacağını seçemez. Kalbin zamanı gelmiştir ve karşısına çıkan ilk ihtimale sarılıverir.