Dağlarda öyle kaynaklar vardır ki, yeni yollar açıldıkça, onlara giden yollar silinir, kaynağa su içmeye giden yolcuların sayısı durmadan azalır. Ve kaynakları yavaş yavaş nane ve böğürtlenler sarar. Yanından geçsen, göremez, fark edemez olursun. Böyle kaynakları çok az kişi hatırlar; sıcak bir günde, ana yoldan saparak susuzluğunu gidermek için dağlara vurur. Bırakılmış kaynağı bulur, üstlerindeki otları aralar, bakar, "Hiç bulamamış, ne kadar berrak, ne kadar soğuk" der, kaynağın sakinliğine, güzelliğine hayran olur. Suya eğilir, durgun suda, kendini, dağları, güneşi seyreder... Ve böyle yerleri bilmemenin ne büyük mutsuzluk olduğunu düşünür. Burayı arkadaşlarına, dostlarına anlatmaya karar verir. Ama hep unutur.