Her şeyden nefret ediyorum. Yeni evden, okuldan, arkadaşlarımdan nefret ediyorum. Büyükannelerden nefret ediyorum çünkü ölüyorlar. Kedilerden nefret ediyorum çünkü ortadan kayboluyorlar ve kiraz ağacından aşağıya inemiyorlar. Sevgililerden nefret ediyorum çünkü "Sana âşığım" demiyorlar. Kendimden de nefret ediyorum çünkü herkes görüyor ama ben göremiyorum.
Ottimo Turcaret'e bile veda etmedim. hatta onun nerede olduğunu bilmiyorum. Bildiğim tek şey, onu bir daha görmeyeceğim. Bu yüzden gözlerime yaşlar doluyor.
Filippo'yla da konuşmak, ona hâlâ arkadaş olduğumuzu, bir müzik grubu kurabileceğimizi ve ağacın üzerinde şarkı söyleyebileceğimi söylemek istiyorum. Belki cesaretimi toplayıp ona "Sana âşığım" derim. Böylece biçbir zaman beni bırakmaz.
Battaniyenin altına girerek fazla ses çıkarmadan ağlamaya çalıştım. Annem odada dolaşırken tıpkı Filippo'nun yaptığı gibi ses çıkarmadan hıçkırarak ağladım. O adım atarken yatağın titrediğini hissediyordum.
Bütün çocuklar karanlıktan korkar ve ben de korkuyorum. Çünkü benim için karanlık, oyun için gözlerime taktığım ve bir daha çıkaramadığım bir fular gibi.