Yürüyor adım adım
yürüyor ağır ağır
yürüyor
Rüzgar deniz gibi köpürüyor
esiyor deniz rüzgar gibi.
Akıyor iki yandan ışıklar
düşen yıldızlar gibi.
Sesler geliyor derinden
kalbin uzak sahillerinden:
- Nereye gidiyorsun yavrum benim nereye?
Dön Sevgilim,
Dön kardeşim,
dön evinin erkeği, dön geriye..
Değil mi ki göstermek gördürmekti.
Sakındırmak, yasaklamak yöneltmekti.
Kaderin işaretlenmesi.
Gaye Adem'in, kaderin de üstündeki kaderi gerçekleşmesi. Sırr-ı imtihan.
Yasak meyveden bir ısırık alınacaktı.
Adem' di bu.
Kendi tercihinde, kendi düşmüşlüğünde sınanacaktı.
Nefes hayatın ruhu.Makamın kopuş yeri.
Alemlerin Rabbi bu toprak bedene,
nefesinden nefha,
suretinden suret,
ruhundan ruh verdi.
Ona, ruhumdan, dedi.
Söze harfe, rakama sayıya sığmaz ilişki.
Böyle bir gramer kime nasip olmuş ki?
Hikayenin ismi düştü dilime bir gece:LÂ İLLA, dedim.
Bir ömür boyu aradığım hece harfinin LÂ olduğunu bildim. LÂ:Olumsuzluk eki.
Başkaldırı serbestisi.
Ama değil mi ki Tevhid kelimesi de LÂ ile başlar:Lâ ilahe. Bilinçli kabul kelimesi onun ardından gelir:İllallah.
Öyleyse Adem, İLLA'ya giden yolda bir LÂ hecesidir.
İsyan tecrübesi onun ilk halidir.
Birini sevmeye başlamak epey büyük bir girişim.
Enerji dolu, cömert ve kör olmanız gerekir.
Hatta ilk başta bir uçurumdan atlamanız gereken bir an vardır: Eğer düşünecek olursanız, yapamazsınız.