Ben büyürken o ufaldıkça ufmıştı. Ben onun babası olmuştum, o çocukluğuna dönmüştü…
Bütün babaların, çocuklarını neden “ babacığım” diye çağırdığını tam da o an anladım galiba.
Babamın bir zamanlar dağ bayır yankılanan, iç içli söyleyen, yürek dağlayan, ömür uzatan, kalbiyle dili arasındaki mesafeyi kısaltan, dünyanın derdini ve kahrını üç beş acı kelimeye sığdıran sesi kesilmişti artık.