Hakikat hakikat ile çelişemez; doğal anlama yetim sayesinde bugüne dek topladığım meyvelerin günün birinde yanlış olduğunu fark edecek olsam dahi bu beni mutlu ederdi çünkü bunlardan zevk alıyorum ve hayatı keder ve dövünmelerle geçirmek yerine huzur sevinç ve neşe içinde geçirmeye çalışıyor böylelikle de bir derece olsun yükseliyorum.
Tanrı’ya bir kral ya da bir yasa koyucu gibi tasvir etmişler sonra birer nedenden başka bir şey olmayan bu yollara yasa deyip bunların yasa şeklinde yazı yazmışlardır; söz konusu yollardan zorunlu olarak türeyen sonuçlar
olan selamet ve Mahvı da, ödül ve ceza olarak sunmuşlardır. Sözlerine hakikatten çok bu mesele göre düzenlemişler ve pek çok yerde Tanrı’yı kızgın merhametli gelecekten medet uman kıskanç ve şüpheci hatta şeytan tarafından kandırılmış bir insan gibi resmetmişlerdir.
Demek ki Adem’e yönelik yasak tanrının Adem’i bu ağacın meyvesinden yemesini ölümüne sebep olacağını açıklamasından ibaretti.
Tanrı, Ademin sadece yasak meyveyi yiyeceğine değil, bunu verilen buyruğa karşı gelerek yiyeceğine de karar vermiştir. Buradan bir kez daha şu sonuca varılıyor gibidir: Ya Ademin buyruğa rağmen yemesi bir kötülük değildir ya da bu kötülük bizzat Tanrının işidir.