Kötülük Mektupları

9,8/10  (5 Oy) · 
10 okunma  · 
6 beğeni  · 
134 gösterim
"Spinoza-Blyenbergh yazışmasına 'Kötülük Mektupları' adını veren Deleuze'dür. Spinoza felsefesine bakışı kökten değiştiren çığır açıcı okumalarında bu mektuplara geniş yer ayırmıştır. Deleuze'ün yorumları Spinoza çalışmalarında öylesine etkili olmuştur ki bu yazışmalar artık hemen her yerde bu adla anılmaktadır. Kötülük, bu tartışmanın tek konusu değildir elbet, ama Blyenbergh'in ortaya attığı bu sorun, Spinoza'nın kendi konumunu belli edeceği diğer konular (Tanrının yaratımı ve katkısı, isteklerin ve edimlerin doğası, hatanın kökeni, yetkinlik ve yoksunluk ve hatta Kutsal Kitap'ın yapısı vs.) için somut bir zemin sağlamaktadır. [...]

Bu kitap esasen kolektif bir çalışmanın ürünü. 'Kötülük Mektupları'nı çevirip yayımlama fikri, Ulus Baker'in 2005-2006 yıllarında, İstanbul'da, Norgunk Yayınları bünyesinde yürüttüğü Ethica Okumaları'nda doğmuştu; hayata geçmeyi bekleyen başka birçok tasarı gibi. Bu seminerlerin çok ciddi bir felsefi mesai içerdiğini belirtmeliyim. Katılanlar hatırlayacaktır, Etika gibi biçimiyle bile ürküntü veren bir kitabı, capcanlı, durmaksızın işleyen bir düşünce olarak önümüze seriveriyordu Baker. Spinoza'nın her bir önermesini titizlikle ele alıyor, hem felsefe tarihi hem de düşünürün kendi yapıtı bağlamındaki yerine oturtuyordu - sükûnetle, ağır ağır, kâh gülerek kâh mırıldanarak, sigarasından sürekli derin nefesler çekerek… Ben kendi payıma, genelde felsefe tarihinden bir 'belge' olarak kalan yapıtlardan birinin hayatiyet kazanıp gündelik deneyimlere kadar sızmasına orada tanık oldum. Bunun bir müsebbibi Spinoza'ysa, diğeri hiç şüphesiz Spinoza'nın felsefesini benzersiz bir yaşantı haline getirebilen Baker'di. Karşısındakinin etkilenme kudretini yakalayan, fikirleriyle başka fikirleri dürten, fikirlerle duyguların bağını gözeten, hissettiren, sezdiren has bir Spinozacıydı. Bu çalışmanın her sözcüğünde onun esini vardır."
-Alber Nahum (Sunuş'tan)-
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2015
  • Sayfa Sayısı:
    134
  • ISBN:
    9789758686445
  • Yayınevi:
    Norgunk Yayıncılık
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 5 Alıntı

tabula rasa 
18 Kas 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Şunu dediğinizde şaşkınlığımı gizleyemiyorum: Eğer Tanrı bir hatayı cezalandırmıyor olsaydı (demek istediğim, bir yargıç gibi, hatanın kendisine baglı olmayan bir ceza vermeseydi, çünkü buradaki mesele bu) birini taşkınca suç işlemekten ne alıkoyabilirdi? Şüphesiz ki, böyle şeylerden ancak ceza korkusuyla kaçınan kişi (sizin öyle olmadıgınızı umuyorum) asla sevgiyle hareket etmez ve hiçbir erdeme sahip degildir.

Kötülük Mektupları, Benedictus De SpinozaKötülük Mektupları, Benedictus De Spinoza
tabula rasa 
18 Kas 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Eger yazılarımı daha dikkatli okusaydınız aramızdaki anlasmazlığın sadece şuna dayandığını görürdünüz: İyilerin sahip oldukları yetkinlikler, mutlak olarak, yani hiçbir insani sıfat yüklenmemiş olarak (ben bunu böyle kavrıyorum) Tanrı tarafından mı iletilmiştir, yoksa bunlar nihayet sizin belirttiğiniz gibi yargıca benzer bir Tanrıdan mı gelirler? Siz işte böyle diyerek imansızları savunuyorsunuz, çünkü bu durumda onlar, Tanrının kararı uyarınca ne yapabiliyorlarsa onu yaparak Tanrıya imanlılar gibi kulluk etmiş oluyorlar. Ama benim sözlerimden hiçbir şekilde bu çıkmaz: Tanrıyı bir yargıç olarak tanıtmadıgım için, yapılıp edilenleri failinin kudretiyle degil nitelikleriyle değerlendiriyorum; yapıp edilenin sonucu olan ödül de, nasıl üç açısının iki dik açıya eşit olması üçgenin doğasından geliyorsa o şekilde edimin kendisinden zorunlu olarak türüyor.

Kötülük Mektupları, Benedictus De SpinozaKötülük Mektupları, Benedictus De Spinoza
tabula rasa 
17 Kas 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

... varolan her şeyin, başka bir şeyle ilişkili olarak degil, kendinde ele alındığında, her bir şeyde özünün gittigi yere kadar yayılan bir yetkinlik içerdigini biliyoruz: Zaten öz, bu yetkinlikten başka bir şey degildir. Örnek olarak Adem'in yasak meyveyi yeme kararını veya bu yönde belirlenmiş isteğini alıyorum; bu karar veya belirlenmiş istek kendinde ele alındığında, ifade ettigi gerçeklik kadar yetkinlik içermektedir; nitekim bu da, daha fazla gerçeklige sahip bir başka şeyle kıyaslanmadıkça bir şeyde hiçbir yetkinsizlik görmememizden anlaşılabilir. Demek ki, onu kendinde ele aldıgımız ve daha yetkin olan ya da daha yetkin bir durum sergileyen kararlarla kıyaslamadıgımız sürece Adem'in aldıgı kararda hiçbir yetkinsizlik bulamayız. Hatta bu karar, taşlar ya da kütükler gibi, bu bakımdan çok daha az yetkin sonsuz şeyle kıyaslanabilir. Ve aslında herkes bu kadarına katılacaktır, çünkü insanlarda nefret ve tiksintiyle izlediğimiz birçok şeye hayvanlar alemi söz konusu oldugunda hayranlıkla bakarız; mesela arıların kavgası, güvercinlerin kıskançlıgı vs. insanlarda hor görülür ama ne hikmetse bunların hayvanların yetkinliğini artırdığına hükmedilir. Böyle olunca, çıkan sonuç da bellidir; günah olsa olsa bir yetkinsizlige işaret ettiğinden, bir gerçeklik ifade eden hiçbir şeyde bulunamaz, Adem'in kararı ve onu uygulamasındaki durum da budur.

Kötülük Mektupları, Benedictus De SpinozaKötülük Mektupları, Benedictus De Spinoza
tabula rasa 
18 Kas 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Son olarak, üçüncü sorunuz bir çelişki ima ediyor, burada şöyle bir şey sorar gibisiniz: Eğer birinin doğasıyla en iyi bağdaşan şey kendini asmaksa, kendini asmaması için bir gerekçesi olabilir mi? Diyelim ki böyle bir doğanın varolması gerçekten mümkün, o zaman ben (özgür iradeyi kabul etsem de etmesem de) şöyle derim: Eğer biri daragacında, masasında otururken olduğundan daha rahat yaşadığını görüp de kendini asmamışsa budalalık etmiştir. Ve erdemi gözetmektense suç işleyerek daha yetkin ve daha iyi bir hayat, yani daha yetkin bir öz elde edebilecegini açıkça gören birinin suç işlememesi budalalık olurdu. Çünkü böylesine sapkın bir insan doğası için suç erdem olacaktır.

Kötülük Mektupları, Benedictus De SpinozaKötülük Mektupları, Benedictus De Spinoza
tabula rasa 
18 Kas 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Benim erdemsizlik dediğim şeyden, erdemsizlik oldugu için değil, sizin tekil doğanızla çeliştiği için kaçınıyorsunuz; bundan doğanıza tiksinti veren bir gıdadan uzak durur gibi kaçınıyorsunuz. Kötülükten, doğasına tiksinti veriyor diye kaçınan biri, erdemiyle övünemez herhalde.

Kötülük Mektupları, Benedictus De SpinozaKötülük Mektupları, Benedictus De Spinoza