Paralı Asker

7,4/10  (8 Oy) · 
12 okunma  · 
5 beğeni  · 
637 gösterim
Georges Perec’in 1957-1960 yılları arasında yazdığı ilk roman olan Paralı Asker (Le Condottière) yazarın ölümünden otuz yıl sonra bulundu. Farklılığı ve yenilikçiliğiyle öne çıkan Perec dünyasını işte bu roman başlatmıştır.
Antonello da Messina’nın 1475’te yaptığı Paralı Asker tablosunun sahtesini yapma işini üstlenen Gaspard Winckler’i heyecan ve gerilim dolu, hayat kadar gerçek, sanat kadar kurmaca bir serüven beklemektedir. Özgün yapıt ile sahte yapıt arasındaki karmaşık ilişkide ruhu ve bedeniyle birlikte kaybolan kahraman aslında şu sorunun peşindedir: Sahte bir sanat eseri üreterek gerçeğin kendisine ulaşılabilir mi?
Gerçeği arayan sanatın etkileyici öyküsünü anlatan Perec, polisiye roman temalarını kendi edebiyat anlayışıyla dönüştürerek son derece sürükleyici ve düşündürücü bir ilk kitaba imza atıyor.
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2013
  • Sayfa Sayısı:
    168
  • ISBN:
    9789755706023
  • Orijinal Adı:
    Le Condottiere
  • Çeviri:
    Esra Özdoğan
  • Yayınevi:
    Sel Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Aykut 
27 Şub 01:27 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hani bir yazarın okumadığımız bir eserini okuruz da "şaşırtmadı" gibi yorumlarda bulunuruz ya memnuniyetimizi belirtmek için. Söz konusu Perec olduğunda memnuniyetimizi belirtmek için "şaşırttı" ifadesini kullanmak gerekir belki de. Uyuyan Adam'ı okumuş bir okur olarak Paralı Asker ile Uyuyan Adam'ı karşılaştıracak olursam aralarında onlarca fark bulabileceğime inanıyorum. Şayet Perec bu eserinde (ilk eseri) Uyuyan Adam'ı andıran yöntemler elbette ki kullanmış. Fakat verilen duygu olsun, eserdeki genel psikolojik algı olsun birbirlerinden çok farklı. Perec'in her eserinin birbirinden çokca farklı olduğunu duymuştum, bu eserini okuduktan sonra bunu doğrulamış oldum. Evet, Perec bu sefer de şaşırttı.

Kitap hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadan, sadece kapağına ve ismine bakarak bu kitap hakkında çok değişik düşüncelere varabilirsiniz. Polisiye bir roman ya da ortaçağ romanı olarak düşünebilirsiniz Paralı Asker'i. Hayır bunlardan hiçbiri değil. Polisiye öğelerden yararlanılsa da polisiye bir roman değildir bana göre Paralı Asker. Bir özgürleşme çabasıdır bu eser. Hikayemizin kahramanı Gaspard Winckler. Gaspard sahte tablolar yapıp bir şekilde onları satan bir düzenin içinde 'sahteci' olarak çalışıyor. Örneğin Van Gogh'un bir eserinin tıpkısını yapıyor, ya da başka bir ressamın bir tablosunu dikkate alaraktan onun tarzını yansıtan sahte bir eser ortaya çıkarıyor ve bu sahte eserler çeşitli yollarla pazarlanıyor. İşte Gaspard bu halkanın en son zinciri. Bu sahte resimleri yapan kişi.

Çok ayrıntıya girmeden bazı olaylar üzerine giderek bende hissettirdiği duyguları açıklamak isterim. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitap bir cinayetle başlıyor. Gaspard bu cinayeti öylesine derinlikte anlatmış ki, o hareketli bölümleri okurken siz de ister istemez paniğe kapılıyorsunuz. İnsanlar genel olarak paniğe kapılmaya çok elverişlidir. Panik sebebi olan normal-dışı durumu zihin ilk başta kabul edemez. Bu, bana göre diğer algı çeşitlerinden çok daha yavaş gerçekleşir. Kötü bir haber alındığında insanlar istemsizce "nasıl olur?" diyebilir örneğin. İşte benim için Paralı Asker, "nasıl olur?"'un bir tür açılımsal türden tasviri diyebilirim. Eser boyunca hissettirilen duygu okuyana da panik veriyor, tıpkı Gaspard gibi. Antonello de Messina adlı ressamın 1475'te yaptığı bir tablodur Paralı Asker. Kitabın kapağındaki resim de o tabloya aittir. Bahsettiğimiz üzere 'sahteci' rolünü üstlenen, zincirin son halkası olan Gaspard bu işi de üstlenir. Fakat bu iş ona bazı şeyleri sorgulatacak, dolayısıyla ona çeşitli "nasıl olur?"'lar getirecektir.

Gaspard kimi zaman öyle bir noktaya gelir ki özgün bir yapıt ile sahte bir yapıt arasındaki karmaşık ilişkide kendini dahi kaybeder. Dolayısıyla arka kapakta da bahsedildiği gibi şunu sorgular ister istemez: Sahte bir sanat eseri üreterek gerçeğin kendisine ulaşılabilir mi? Gerçeği aramaya çalışan ama yanlış bir yolda olan birinin öyküsüdür biraz da Paralı Asker. Yanlış bir yoldan doğruya giden bir geçit var mıdır? Varsa bu geçit bulunabilir mi? İşte bunları sorguluyor Gaspard hikaye boyunca. Panik hali aslında bir nevi 'ani deliliktir'. İnsan kendi olamaz o anda, başka biriymiş gibi kendine ait olmayan hareketler yapmaya başlar. Kimi şizofreni hastalarında bir anda yere çömelip başını kollarıyla kapama eğilimi vardır, bunun nedeni istemsiz panik yaşamalarıdır. İlk bölümdeki cinayetten itibaren başlayan Gaspard'daki, dolayısıyla kitaptaki panik, bana göre ani delilik hali son bölüme değin sürüyor. Ancak sonda anlayabiliyorsunuz bu ani deliliğin nedenini.

Belki de bu neden Gaspard'a saçma geldiği için öğrenemiyoruz kitabın sonuna dek. Kimi psikolojik rahatsızlığı olan kişilerde de bu böyledir; en büyük sorunlarını ya asla anlatamazlar ya da çok sonralarda pes edip, kendilerini kasarak ve zorlayarak anlatırlar. Birbirlerini seven ama bunu ilan edemeyen iki utangaç kişinin iki kelimesi gibidir bu sorunlar. Ağızdan çıkarken dahi insan o kelimelerin altında ezilir kalır. Kendi kelimelerinin altında. Gaspard da bu ezilmeyi son bölümlerden birinde, basit bir cümle ile yaşıyor: "Hiç pişman değilim!". Ayrıca kitap boyunca süregelen Kafka'varimsi bir umutsuzluk da alıp başını gitmiş. Öyle ki tek çözüm yolunun kalması insana sorunlardan çıkışı ifade etmez çoğu zaman. Çözüm yolunun onu başa götüren dolambaçlı bir yol olup olmadığını insan asla bilemez. Biraz da bu 'bilememezliğin' romanı Paralı Asker.

Eser için bir özgürleşme çabasıdır demiştik başta. Bu öyle umutsuz bir çaba ki zorunlu olmayan bir bağımlılık söz konusu. Gaspard'ın zorunlu olmayan bağımlılık halini anlayamaması, dolayısıyla paniğe başka bir deyişle ani delilik haline giriş yapmasını anlatır Paralı Asker. Panik dediğimiz şey insana her şeyi yaptırabilecek potansiyeldedir. Hatta bir sahnede, odada kilitli kalan Gaspard, odadan dışarıya çıkan bir tünel kazmayı bile o anda düşünebilmiştir. Hani panik anlarında beynimiz böyle hızlı ama anlamsız çalışır ya bu eser de aynı öyle. Hızlıca okunup bitiyor, fakat anlamsızlıklardan anlam çıkarmak biz okurlara kalıyor. Teşekkür ederim sana Perec, bizlere anlam çıkarma yetisini panik yoluyla da olsa vermeye çabaladığın için. Çağımızda bazı şeylerden anlam çıkarabilmek için paniklemek gerekiyorsa dahi paniklemeli insanlar, belki de bunu söylemeye çalışmış Perec. Anlam uğruna yaşanan ani, geçici delilikler. Paralı Asker bana yansıttıkları ve hissettirdikleri olsun gerçekten yeterli bir eserdi. Tanışmayanların Perec'le tanışması, tanışanların da bu eseriyle de 'şaşırması' dileğiyle...

Seyla 
07 Tem 2015 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Georges Perec bu kitabı yayıncıya ilk götürdüğünde yayınlamayı reddetmişler, çok da haksız değillermiş belki de, kolay bir okuma değil çünkü okuyucuyu bekleyen.

Serdar Poirot 
15 Haz 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 7/10 puan

Dikkat spoiler içerir.
Fena değil diyebileceğim bir polisiye roman. Gaspard, Jerome ile tanıştıktan sonra yeteneğini kötü yönde kullanan bir ressamdır ve 16 yıldır sahte tablo yapmaktadır. Ancak bir gün Antonello adlı meşhur bir ressamın Paralı Asker tablosunun sahtesinin yapılma işi gelir. İş 150 milyon dolarlık bir iştir. Gaspard, işe başlar ancak patronu Madera'nın boğazını ustura ile keserek öldürecektir. Bu işe neden başladığı, o adamı neden öldürdüğü gibi olayları edebi betimlemeler ile detaylı bir şekilde aktaracaktır. Okunabilir bir kitap.

Kitaptan 7 Alıntı

Aykut 
23 Şub 21:19 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Dünyanın en büyük sahtekarıydım, çünkü kimse sahtekar olduğumu bilmiyordu...

Paralı Asker, Georges Perec (Sayfa 94 - Sel Yayıncılık)Paralı Asker, Georges Perec (Sayfa 94 - Sel Yayıncılık)
Esra 
27 May 2016 · Kitabı okudu

Evet, istemiştim, her şeyimle istemiştim... Kendimi silmek, ortadan kaldırmak istemiştim... Sonunda bir hiç olmak için herkes olmayı istemiştim, o sayısız maskenin arkasında kendimi korumak istemiştim ve ulaşılmaz olmayı, aşılmaz olmayı istemiştim... Ya sonra? Çok ileri gittim... Başarmak hiçbir işe yaramıyordu, işlerin yürümediği belli alanlar kalması gerekirdi...

Paralı Asker, Georges Perec (Sayfa 118)Paralı Asker, Georges Perec (Sayfa 118)
Esra 
25 May 2016 · Kitabı okudu

Az çok ciddi olmakla birlikte epeyce bir başarısızlık, belli bir düş kırıklığı ve üstlenemeyeceğin, çünkü özenle başkalarına atfettiğin yüzlerce başarı. Arkanda maskeler var. İçinde hiçbir şey yok. Yaşama arzusu. Ölme arzusu. Bir boşluk hissi, hoyrat bir anlayışsızlık. Ya sonra?

Paralı Asker, Georges Perec (Sayfa 51)Paralı Asker, Georges Perec (Sayfa 51)
Esra 
25 May 2016 · Kitabı okudu

Tek bir çabayla, aynı çabayla olanca gücünü toplayıp yaşamaya devam etmek, o ilk hareketi yapmak, yatakta uzanmış, kendi mezarında kendi ölümünü taklit eden, bir başkasıymış gibi izlediğin şu adamdan başka bir şey olmak. Niçin bu kadar kolay? Niçin bu kadar zor?

Paralı Asker, Georges Perec (Sayfa 42)Paralı Asker, Georges Perec (Sayfa 42)
Esra 
27 May 2016 · Kitabı okudu

...ya da gerçek durumumu duyarsızca keşfedişim, benimle oynandığına, benden yararlandıklarına dair bir his ya da yalnızca taklitlerin üst üste yığılması... maskelerin ve yine maskelerin yığılması, maskelerin ağırlığı... Nedenini anlamadan beni boğan, beni onların boğduğunu anlamadan, aynı anda beni yaşattıklarını ve öldürdüklerini anlamadan boğan şeyler... Bunu istemiştim... Ya sonra? Doğrudan hayatı istemiştim, anlık zaferi... Yaşamak ve dövüşmek gerekiyordu... Dövüşmek istemiyordum... Yüzümü saklayarak dövüşüyordum, çok sağlam bir zırhla dövüşüyordum, gölgelerle dövüşüyordum. Onların dehasının karşısına sabrımı koyuyordum.

Paralı Asker, Georges Perec (Sayfa 120)Paralı Asker, Georges Perec (Sayfa 120)
Noir 
24 Şub 18:37 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Birçok insan gibi ben de cehennemin dibini gördüm ve birkaç insan gibi, oradan iyi kötü çıkabildim.
Michel Leiris

Paralı Asker, Georges PerecParalı Asker, Georges Perec
arden 
05 Kas 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Ne acayip. İnsan özgür sanıyor kendisini. Sonra bir anda.. Yok. Nerede başlıyordu özgürlük ? Nerede sona eriyordu? sahte tablolar yapmakta özgür müydü? Tuhaf işler. Küçük bir Giottino tablosu. Müneccim krallar İsa'ya hürmetlerini sunuyor. Melkior, Balthazar, Gaspar. Bunu teslim edersin. Sonra yola devam. Sonra hayatının vazgeçilmezi olur, her hangi bir yapıt karşısında gösterilen bu dirayet, bu sabır ve bu manyakça ayrıntıcılık dışında bu dünyadaki her şey silinip gider. Cezanne, Gauguin, dünya silinir.. Sonra da duvara asılır: Gaspar Winckler, sahteci. Bir kelebek gibi iğnelenir. Gaspar Winclerianus. Bütünüyle, temelden, açıkca, mutlak surette, tamamen tamamlanır. Bazen seni baştan sona anladığımı düşünüyorum. Sahteci, başka ne olabilirsin ki ? Düpedüz sahteci. Joni Icilio Sahteci, Jerome Quentin Sahteci, Gaspar Winckler Sahteci. Koskoca bir S. Sahtenin S.'si. Ölüm gibi, zaman gibi...

Paralı Asker, Georges PerecParalı Asker, Georges Perec